İş Yerinde ve Ailede Çatışma Çözme Adımları

Önceki derslerde sakin kalmayı, iyi dinlemeyi ve sınır koymayı çalıştın. Bu derste bunları tek bir yolda birleştireceksin. Bu yol iş yerinde de evde de işe yarar. Son derste (8/8) öğrendiklerini kalıcı alışkanlığa çevirmeyi konuşacağız.

Neden önemli?

Bir çalışan düşün. Patronu son üç haftadır her işi son güne bırakıyor, sonra da acele ister. Çalışan içinden kızıyor ama bir şey demiyor. Akşam eve gidiyor, eşine ve çocuğuna kısa cevap veriyor. Evde de küçük bir konu büyüyor: bulaşığı kim yıkayacak, telefon ne kadar kullanılacak.

Burada iki şey görülüyor. Birincisi, çatışma çözülmezse yok olmaz; başka yere taşınır. İkincisi, biz çoğu zaman iki uçtan birini seçeriz: ya susarız ya patlarız. Susmak sorunu büyütür, patlamak ilişkiyi zedeler. Üçüncü bir yol var: sakin, açık ve sonuç odaklı konuşmak. Bu ders o yolu adım adım öğretir.

Temel bilgi

Çatışma, iki tarafın ihtiyacının ya da isteğinin aynı anda karşılanamıyor gibi görünmesidir. Önemli kelime: gibi görünmesi. Çoğu zaman iki taraf da aslında aynı şeyi ister: saygı, adalet, huzur, zaman. Yolları farklıdır.

Çatışmada üç ayrı katman vardır:

  • Konum: Kişinin söylediği şey. "Bu raporu bugün istiyorum."
  • İhtiyaç: Söylenenin altındaki neden. "Toplantıda hazırlıksız kalmak istemiyorum."
  • Duygu: Sesin tonunu belirleyen his. Kaygı, öfke, kırgınlık.

Çoğu tartışma konumlar arasında geçer. Çözüm ise ihtiyaçlar konuşulunca bulunur.

İş yeri ile aile arasındaki farklar şöyle:

Konuİş yerindeAilede
İlişkinin doğasıRol ve görev üzerine kuruludurDuygu ve bağ üzerine kuruludur
Konuşma diliDaha resmî, olay ve iş odaklıDaha samimi, duygu ağırlıklı
Güç dengesiPatronla eşit değilsin; kurallar ve hiyerarşi varEşle eşitlik hedeflenir; ebeveyn ve çocukta yetki farkı var
Kayıt tutmaÖnemli kararları kısa bir yazıyla teyit etmek iyidirYazılı teyit çoğu zaman gerekmez; söz ve güven önemlidir
Çıkış yoluYöneticiye, insan kaynaklarına, sendikaya başvurulabilirAile büyüğü, arabulucu ya da aile danışmanı yardımcı olabilir

Adım adım nasıl yapılır?

  1. Önce sakinleş. Öfkeliyken konuşma. Dört saniye nefes al, altı saniye ver; bunu beş kez tekrarla. Gerekirse şunu söyle: "Bu konuyu önemsiyorum, on dakika sonra konuşalım mı?" Ertelemek kaçmak değildir, yeter ki saat söylensin.
  2. Sorunu tek cümleyle yaz. Kişiyi değil olayı anlat. "Sen hep geç bırakıyorsun" yerine "Bu ay üç rapor son gün istendi." Olay cümlesi tartışılamaz, sıfat cümlesi tartışılır.
  3. Etkisini söyle. "Bu yüzden akşam işte kalıyorum ve diğer işlerim aksıyor." Etki, karşındakine neden konuştuğunu gösterir.
  4. Karşı tarafa sor ve dinle. "Sen bu durumu nasıl görüyorsun?" Sözünü kesme. Anladığını kendi cümlenle geri söyle: "Yani müşteri geç dönüyor, sen de bize geç iletiyorsun. Doğru mu anladım?" Katılmak zorunda değilsin; anlamak yeter.
  5. Kendi ihtiyacını açıkça söyle. "Bana işi en geç iki gün önce vermeni istiyorum." Belirsiz istek ("biraz daha düşünceli ol") çözüm getirmez. Ölçülebilir istek ("iki gün önce") getirir.
  6. İki ya da üç seçenek üretin. Tek çözüme kilitlenme. "Ya haftalık planlama yapalım ya da acil işleri ayrı işaretleyelim." İki tarafın da payı olan seçenek, kalıcı olur.
  7. Somut karara bağlayın. Kim, ne zaman, ne yapacak? Bir kontrol tarihi koyun: "İki hafta sonra bakalım, işe yaradı mı?" İş yerinde kararı kısa bir e-postayla teyit et. Evde ise sözlü bir özet yeterli olur.

Bu yolun sırası önemlidir. Sakinleşmeden ikinci adıma geçersen, cümlelerin suçlamaya döner.

Ortama göre küçük ayarlar

  • Patronla: Zamanı ve yeri iste: "Beş dakikanız var mı, iş planı hakkında konuşmak istiyorum." Örnekle ve iş hedefiyle konuş.
  • İş arkadaşıyla: Önce yüz yüze konuş, sonra gerekiyorsa yazıyla teyit et. Konuyu üçüncü kişilere anlatmak çatışmayı büyütür.
  • Eşle: Yorgun, aç ya da çocukların yanında olmayan bir zaman seç. "Sen hep" yerine "Ben ... hissediyorum" de.
  • Ebeveynle: Yaşları farklı kuşak beklentileri olabilir. Onların kaygısını önce kabul et, sonra kararını nazikçe söyle.
  • Çocukla: Kısa ve net konuş. Seçenek ver: "Ödevi şimdi mi yaparsın, yemekten sonra mı?" Kural kesindir, zamanlama esnektir.

Örnek

Bu örnek kurgudur.

Bir çalışan, yöneticisinin işleri son güne bıraktığını fark ediyor. Salı günü kısa bir görüşme ister. Konuşması şöyle:

Olay: Bu ay üç rapor bana son gün verildi.
Etki: İki kez akşam geç saate kadar kaldım, diğer işim aksadı.
Soru: Siz bu durumu nasıl görüyorsunuz?
İhtiyaç: İşi en geç iki gün önce almak istiyorum.
Seçenek: Pazartesi kısa planlama toplantısı ya da acil işlerin ayrı işaretlenmesi.
Karar: Pazartesi planlaması, iki hafta sonra kontrol.

Yönetici, müşteriden geç bilgi aldığını söylüyor. Çalışan bunu dinliyor ve "Müşteri geç dönünce sıkışıyorsunuz, anlıyorum" diyor. Sonunda pazartesi planlaması kararlaştırılıyor. Çalışan aynı gün kısa bir e-postayla kararı yazıyor.

Aynı yol evde de işler. Bir eş, "Sen hiç yardım etmiyorsun" demek yerine şunu diyebilir: "Bu hafta akşam bulaşığının hepsi bende kaldı, yoruldum. Hafta içi üç gün senin, üç gün benim olsa nasıl olur?" Fark şu: İkinci cümle olayı, etkiyi ve somut bir öneriyi içeriyor.

Sık yapılan hatalar

  • Geçmişi açmak: "Geçen yıl da böyle yapmıştın" demek konuyu dağıtır. Tek konuda kal.
  • "Hep" ve "hiç" demek: Bu kelimeler karşı tarafı savunmaya iter. Somut bir olay söyle.
  • Kalabalık önünde konuşmak: Toplantıda ya da aile sofrasında kişiyi düzeltmek utandırır. Özel bir zaman seç.
  • Kazanmaya çalışmak: Amaç haklı çıkmak değil, sorunu çözmek olmalı.
  • Kararı belirsiz bırakmak: "Bir daha olmaz herhalde" karar sayılmaz. Kim, ne zaman, ne yapacak, net olmalı.

Bu hafta yapabileceğin 3 şey

  • Şu an seni en çok yoran küçük bir anlaşmazlığı seç ve olay + etki cümlesini yazıya dök. Her biri en fazla bir cümle olsun.
  • Bu hafta bir konuşmada, cevap vermeden önce karşındakinin cümlesini kendi sözlerinle tekrar et ve en az iki kez dene.
  • Bir konuşmayı somut karara bağla: kim, ne zaman, ne yapacak ve bir kontrol tarihi ekle. Tarihi takvimine yaz.

Önemli not: Konu şiddet, tehdit, sürekli aşağılama ya da mobbing düzeyine geliyorsa bu yol tek başına yeterli değildir. Hukuki sonuçları olan durumlarda bir avukata, sendikaya ya da ilgili resmî kuruma; ailede ise bir uzmana (psikolog, aile danışmanı) danışmalısın.

Kendini sına

  1. Konum ile ihtiyaç arasındaki fark nedir?
  2. Çatışma çözme yolunda ilk adım nedir ve neden ilk sıradadır?
  3. "Sen hep geç kalıyorsun" cümlesini olay cümlesine nasıl çevirirsin?
  4. İş yerinde alınan kararı yazıyla teyit etmek neden faydalıdır?
  5. Çocukla çatışmada seçenek vermek neden işe yarar?

Cevaplar

  1. Konum, kişinin söylediği taleptir. İhtiyaç, talebin altındaki nedendir. Çözüm çoğu zaman ihtiyaçlar konuşulunca bulunur.
  2. İlk adım sakinleşmektir. Öfkeliyken kurulan cümleler suçlamaya döner ve karşı tarafı savunmaya iter.
  3. Örneğin: "Bu hafta toplantıya üç kez on dakika geç geldin." Burada sıfat yok, sayılabilir bir olay var.
  4. Yazılı teyit, kararın herkes tarafından aynı anlaşıldığını gösterir. Sonradan yaşanabilecek "öyle demedim" tartışmalarını azaltır.
  5. Seçenek, çocuğa söz hakkı verir ve kuralı reddetmesini zorlaştırır. Kural sabit kalır, sadece zamanlama ya da yöntem seçilir.

Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol