Düzeltme, Paylaşma ve Yazmaya Devam Etmek

Ders 8/8 · yaklaşık 5 dk okuma

Giriş

Yedi ders boyunca gözlem yapmayı, sahne kurmayı, karakter çizmeyi, anıyı ve günlüğü yazmayı denedin. Elinde artık bir yığın taslak var. Peki yazmak burada mı biter? Hayır. Yazarların çoğu, asıl işin ilk taslaktan sonra başladığını söyler. İlk taslak, malzemeyi masaya dökmektir; düzeltme ise o malzemeden metni yontmaktır. Bugünkü dersimizde taslağını nasıl gözden geçireceğini, geri bildirimi nasıl alacağını ve yazma işini hayatının kalıcı bir parçası hâline nasıl getireceğini konuşacağız. Bu, setin son dersi; o yüzden sonda kısa bir toparlama da yapacağız.

Bugünle bağı çok yakın: bir mesajı göndermeden önce bir kez daha okumak bile küçük bir düzeltmedir. Aynı alışkanlığı öykünün, anının ve günlüğün için büyütüyoruz.

Bilmen gerekenler

Düzeltme sürecinde sık duyacağın kavramları şöyle özetleyebiliriz:

KavramNe demek?Küçük ipucu
TaslakMetnin ilk, kusurlu hâliAmacı mükemmel olmak değil, var olmak
Gözden geçirmeYapıyı, akışı ve anlamı yeniden düşünmekÖnce büyük resme bak
SadeleştirmeGereksiz sözcükleri ve tekrarları ayıklamakHer cümleye “burada ne işi var?” diye sor
RedaksiyonDil bilgisi, imlâ ve noktalama düzeltmesiEn son yapılır
Geri bildirimBaşka bir okurun metne dair gözlemiSavunmaya geçmeden dinle
Yazı grubuDüzenli buluşup metin paylaşan yazarlarÇevrimiçi ya da yüz yüze olabilir

Anlatım

Düzeltmenin ilk kuralı, beklemektir. Taslağı bitirdiğin gün onu hemen düzeltmeye çalışma. Birkaç gün, mümkünse bir hafta kenara koy. Aradan zaman geçince metne bir yabancı gibi bakabilirsin; kendi yazdığın cümlelerin o gün neden hoşuna gittiğini ya da neden havada kaldığını daha net görürsün.

İkinci kural, sırayla çalışmaktır. Herkesin yaptığı hata, daha ilk okumada virgülleri düzeltmeye başlamaktır. Oysa belki o paragrafın tamamı atılacaktır. Bu yüzden şu sırayı öneririz: önce büyük resim (öykünün başı, ortası, sonu yerinde mi? anının asıl duygusu ortaya çıkıyor mu?), sonra paragraflar (hangisi gereksiz, hangisi eksik?), sonra cümleler, en sonda da imlâ ve noktalama.

Üçüncü kural, sadeleştirmektir. Başlangıç yazarları çoğu zaman fazla açıklar: “Çok üzgündü, içi sıkılıyordu, kendini kötü hissediyordu.” Oysa üçüncü dersten hatırlayacağın gibi, göstermek söylemekten güçlüdür. Duyguyu anlatan sıfatları azalt, yerine bir hareket, bir nesne, bir ayrıntı koy. Kullandığın “çok”, “gerçekten”, “sanki” gibi sözcüklerin bir kısmı atıldığında cümle genellikle güçlenir. Bu mutlak bir kural değil; sadece denemeye değer bir yöntem.

Dördüncü kural, sesli okumaktır. Metni yüksek sesle okuduğunda tökezlediğin yerler, çoğu zaman düzeltilmesi gereken yerlerdir. Uzun ve nefessiz kalan cümleleri bölersin, tekrar eden sözcükleri fark edersin. Bu, hiçbir araç gerektirmeyen en eski yöntemlerden biridir.

Beşinci olarak geri bildirime gelelim. Yazı yalnızca yazanın değil, okuyanın da işidir; ama başkasına göstermek cesaret ister. Güvendiğin bir arkadaşla başla. Ona “beğendin mi?” diye sormak yerine somut sorular sor: “Hangi yerde sıkıldın?”, “Karakteri nasıl hayal ettin?”, “Sonu beklediğin gibi miydi?” Geri bildirim alırken savunmaya geçme; not al, dinle, sonra kendi başına karar ver. Her öneriyi uygulamak zorunda değilsin, ama birden fazla kişi aynı yerde takılıyorsa orada bir şey vardır. Yazı grupları bu işi düzenli hâle getirir: kütüphanelerde, kültür merkezlerinde ya da çevrimiçi ortamlarda bu tür gruplar bulunabilir; yakınındakini araştırabilirsin.

Yakın okuma / örnek

Küçük bir düzeltme örneği yapalım. Diyelim günlüğüne şu cümleyi yazdın: “Dün akşam eve gelirken gerçekten çok yorgundum ve sanki hiçbir şey yapacak gücüm kalmamıştı.”

Önce neyin gereksiz olduğuna bakalım: “gerçekten”, “çok” ve “sanki” cümleye güç katmıyor; “yorgundum” ile “gücüm kalmamıştı” da aynı şeyi iki kez söylüyor. Şimdi göstermeyi deneyelim: “Anahtarı kilide sokmak bile zor geldi; montumu çıkarmadan koltuğa oturdum.”

Fark şu: ilk cümle bize yorgunluğu söylüyor, ikincisi gösteriyor. Okur “yorgundu” sözcüğünü kendisi buluyor ve bu keşif metni daha canlı kılıyor. Üstelik cümle kısaldı. Ama dikkat: her cümleyi böyle dönüştürmek zorunda değilsin. Bazen düz söylemek de doğru seçimdir; mesele bilinçli karar vermektir.

Sık karıştırılanlar

  • Düzeltme ile redaksiyon aynı şey değildir. Düzeltme yapıyı ve anlamı kapsar; redaksiyon imlâ ve dil bilgisi içindir.
  • Sadeleştirmek, yazıyı fakirleştirmek demek değildir. Amaç, gereksiz olanı atıp gerekli olanı parlatmaktır.
  • Geri bildirim, eleştiri değil, gözlemdir. “Bunu sevmedim” ile “burada kafam karıştı” farklı bilgiler verir; ikincisi daha işe yarar.
  • İlham beklemek ile düzenli yazmak aynı değildir. Alışkanlık, ilhamdan çoğu zaman daha güvenilir bir yol arkadaşıdır.
  • Paylaşmak, yayımlamak zorunda olmak demek değildir. Metni yalnızca bir arkadaşına ya da küçük bir gruba gösterebilirsin.

Kendini sına

  • 1) Taslağı bitirdikten sonra neden bir süre beklemek yararlıdır?
  • 2) Düzeltmede önerilen sıra nedir?
  • 3) “Göstermek” ile “söylemek” arasındaki fark nedir? Kendi cümlenden bir örnek ver.
  • 4) Geri bildirim isterken “beğendin mi?” yerine nasıl bir soru sorabilirsin?
  • 5) Uzun soluklu bir yazma alışkanlığı için kendine hangi küçük, uygulanabilir hedefi koyarsın?

Cevaplar

  • 1) Zaman geçince metne yabancı bir okur gibi bakabilir, eksikleri ve fazlalıkları daha rahat görürsün.
  • 2) Önce büyük resim (yapı, anlam), sonra paragraflar, sonra cümleler, en son imlâ ve noktalama.
  • 3) Söylemek duyguyu doğrudan adlandırır (“üzgündü”); göstermek duyguyu bir hareket veya ayrıntıyla sezdirir (“mektubu üç kez okuyup çekmeceye koydu”). Örnekler kişiye göre değişir.
  • 4) “Hangi yerde sıkıldın?”, “Karakteri nasıl hayal ettin?”, “Sonu seni şaşırttı mı?” gibi somut sorular.
  • 5) Kişisel bir cevaptır; örneğin haftada üç gün on beş dakika yazmak ya da her akşam günlüğe üç cümle eklemek gibi küçük ve sürdürülebilir bir hedef uygundur.

Kapanış: Yazmaya devam

Bu sette gözlemle başlayıp sahne, karakter, anı ve günlükten geçerek düzeltmeye geldik. Şimdi sıra sende. Önerimiz basit: her gün ya da haftanın belirli günlerinde küçük bir yazma saati belirle; okuma alışkanlığını yazmanın yanında tut, çünkü okuduğun her iyi sayfa kulağını eğitir; bir taslağını seç, bir hafta beklet, sonra bu dersteki sırayla düzelt ve güvendiğin birine göster. Mükemmel olmak zorunda değilsin; yazmaya devam etmen yeterli. Başardın: setin sonuna geldin. Kalemin ve defterin hep yanında olsun.

Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol

İpucu: ← ve → tuşlarıyla dersler arasında geçebilirsin.