Öykünün Yapı Taşları: Karakter, Mekân, Çatışma
Tahmini süre: 14 dk · Ders 5/8 · Seviye: Başlangıç
Giriş
Bir arkadaşınızın size “Dün çok garip bir şey oldu” diye söze başladığını düşünün. Hemen kulak kesilirsiniz. Çünkü bir şey olacak, birisi bir şeyle karşılaşacak ve bunun nasıl sonuçlanacağını merak edeceksiniz. Öykü, insanın bu merakından doğar. Öykü yazmak da aslında bu merakı kâğıda taşımayı öğrenmektir.
Önceki derslerde yazmaya başlamanın ilk adımlarını konuştuk: gözlem yapmak, düzenli yazmak, kendinize yazı için yer açmak. Bu derste bir adım ileri gidiyoruz ve öykünün iskeletine bakıyoruz. Karakter, mekân, zaman ve çatışma, hemen her öykünün altında yatan dört yapı taşıdır. Bunları tanıdığınızda hem okuduğunuz öykülerin nasıl çalıştığını görürsünüz hem de kendi öykünüzü kurarken elinizde bir harita olur. Bir sonraki derste bu yapı taşlarının anı ve günlük gibi daha kişisel türlerde nasıl kullanıldığına bakacağız. Yani bugün öğrendikleriniz yalnızca kurmaca için değil, yazdığınız her tür için işe yarayacak.
Bilmen gerekenler
Aşağıdaki tablo bu dersin temel kavramlarını özetliyor. Her birini birazdan örneklerle açacağız.
| Kavram | Kısaca ne demek? | Kendine soracağın soru |
|---|---|---|
| Karakter | Öyküde olayları yaşayan ve yürüten kişi (ya da canlı) | Bu kişi ne istiyor? |
| Mekân | Olayın geçtiği yer ve oranın havası | Bu yer olaya ne katıyor? |
| Zaman | Olayın ne zaman, ne kadar sürede geçtiği | Öykü hangi anı kapsıyor? |
| Çatışma | Karakterin isteği ile önündeki engel arasındaki gerilim | Karakteri ne zorluyor? |
| Giriş, gelişme, sonuç | Öykünün başı, ortası ve sonu | Ne değişti? |
Bu tabloda en önemli kavram çatışmadır. Çünkü diğer üçü, çatışmanın içinde anlam kazanır. Karakter bir şey ister, mekân ve zaman ona kâh yardım eder kâh engel olur, çatışma da öyküyü ileri iter.
Anlatım
Önce karakterden başlayalım. İyi bir karakter için muhteşem bir hayat hikâyesi yazmanız gerekmez. Yalnızca iki şeyi bilmeniz yeter: Karakter ne istiyor ve bunu elde etmesini ne engelliyor? Bir kadın sabah otobüsünü kaçırmamaya çalışıyor olabilir. Bir çocuk, kırdığı vazoyu annesi görmeden saklamak istiyor olabilir. İstek küçük de olsa okur o isteğin peşine takılır. Karakteri tanıtırken özelliklerini sıralamak yerine davranışlarını gösterin. “Cömert bir adamdı” demek yerine, adamın cebindeki son parayı simitçiye uzattığını yazın. Okur karakteri, söylenenden çok yapılandan tanır.
İkinci yapı taşı mekândır. Mekân, olayın yalnızca fon perdesi değildir; karakterin ruh hâlini yansıtabilir ya da onunla çelişebilir. Kalabalık bir iskele, yalnızlık hisseden bir karakter için bambaşka bir anlam taşır. Sessiz bir kütüphanede yaşanan bir kavga ise sessizliğin içinde daha da sert duyulur. Mekânı anlatırken her şeyi saymanız gerekmez. İki ya da üç seçilmiş ayrıntı, uzun bir tarifeden daha çok iş görür: kapının gıcırtısı, pencerenin buğusu, tezgâhın üzerindeki toz gibi. Beş duyuyu da kullanmayı deneyin; yalnızca görmek değil, duymak, koklamak, dokunmak da mekânı canlı kılar.
Üçüncü yapı taşı zamandır. Zaman iki anlamda önemlidir. Birincisi, olayın hangi dönemde ve günün hangi vaktinde geçtiğidir: kış sabahı mı, yaz akşamı mı, eski bir yıl mı, bugün mü? İkincisi, öykünün ne kadar zamanı kapsadığıdır. Kısa öykü çoğu zaman kısa bir zaman dilimine yaslanır: bir öğleden sonra, bir yolculuk, bir telefon görüşmesi. Zaman daraldıkça gerilim artar. Karakterin elinde yalnızca bir saat varsa okur da o saatin akışını hisseder. Bu yüzden “son vapur”, “kapanmadan önce”, “sınavdan bir gün önce” gibi zaman baskıları öykücülerin sevdiği araçlardır.
Dördüncü ve en önemli yapı taşı çatışmadır. Çatışma, karakterin isteği ile önündeki engelin karşılaşmasıdır. Engel başka bir insan olabilir (kavga eden iki kardeş), doğa olabilir (yolu kapatan kar), toplum olabilir (kimsenin hoş görmediği bir hayal) ya da karakterin kendi içi olabilir (korku, utangaçlık, vicdan azabı). Çatışma yoksa elinizde bir öykü değil, bir betimleme ya da bir anı notu vardır. Bunda bir kusur yok; yalnızca bu iki şey farklı türlerdir. Bir sabahı güzelce anlatan metin değerli olabilir ama öykü olması için o sabahta bir şeyin zorlanması, bir şeyin değişmesi gerekir.
Şimdi bunları bir araya getirelim. Öykünün başında karakteri, mekânı ve zamanı tanıtırız; okur “Kim, nerede, ne zaman?” sorularının cevabını alır. Ortada çatışma büyür; karakter isteğine ulaşmak için denemeler yapar, engel güçlenir ya da şekil değiştirir. Sonda ise bir sonuç gelir. Bu sonuç mutlu olmak zorunda değildir ve her şeyi çözmek zorunda da değildir. Önemli olan, başlangıca göre bir şeyin değişmiş olmasıdır: karakter bir şey öğrenmiş, kaybetmiş, kabullenmiş ya da en azından başka türlü bakmaya başlamıştır. Öykü kısa olduğu için fazla kişiye, fazla yere, fazla zamana yer yoktur. Bir iki karakter, bir ana mekân, dar bir zaman dilimi ve tek bir ana çatışma çoğu zaman en iyi sonucu verir.
Yakın okuma / örnek
Dört yapı taşının nasıl işlediğini görmek için aşağıdaki kısa örneği birlikte okuyalım. Bu, ders için yazılmış küçük bir taslaktır; amacı kusursuz bir edebî metin sunmak değil, yapıyı göstermektir.
Rıfkı Usta’nın dükkânı hâlâ açıktı. Hasan, bozuk saati tezgâha koydu. “Babamın saati,” dedi, “akşama kadar çalışması lazım.” Usta kapağı açtı, başını salladı: “Yay kopmuş. Yarın gel.” Hasan yarın olmayacağını söylemedi. Vapur beşte kalkacaktı.
Burada karakter Hasan’dır ve ne istediği hemen belli: babasının saatini onarılmış hâlde yanında götürmek. Engel de belli: yay kopmuş, usta “yarın gel” diyor. Mekân, saatçi dükkânıdır; yalnızca “tezgâh” ve “kapak” sözcükleriyle bile zanaat havası verilmiştir. Zaman çok açık biçimde işlenmiştir: akşam, vapur beşte kalkacak. Bu son cümle, okurun içine küçük bir tedirginlik bırakır. Yani dört taşın hepsi yalnızca altı-yedi cümlede yerini bulmuştur.
Bundan sonrasını siz kurabilirsiniz. Hasan ustaya yalvarır mı, yoksa gerçeği mi söyler? Usta işini bırakıp saati mi onarır, yoksa Hasan saati olduğu gibi mi götürür? Hangi sonu seçerseniz seçin, değişimi gösterin. Örneğin Hasan saatin çalışmasından çok, onu ustanın elinde bir kez daha çevirmenin önemli olduğunu fark edebilir. Böyle bir son, çatışmayı yalnızca “çözmekle” kalmaz; ona bir anlam da kazandırır. Dikkat edin, bu sonda kimse büyük bir söz söylemiyor. İyi öykülerde duygu çoğu zaman açıkça anlatılmaz, nesnelerin ve davranışların arasından sezdirilir.
Sık karıştırılanlar
- Olay ile çatışma aynı şey değildir. “Kadın markete gitti, alışveriş yaptı, eve döndü” bir olaylar dizisidir. Kadının market kasasında cüzdanını bulamaması ve arkada uzayan kuyruk ise çatışmadır.
- Mekân ile fon aynı şey değildir. Mekân yalnızca “bir yerde” geçmek demek değildir; iyi mekân, karakteri etkiler ve olaya anlam katar.
- Çatışma her zaman kavga demek değildir. Karakterin kendi içindeki tereddüt de güçlü bir çatışmadır. Sessiz öyküler de çatışma taşır.
- Mutlu son zorunlu değildir. Önemli olan sonucun öykünün kurduğu çatışmadan doğmasıdır. Acı, belirsiz ya da yarım kalmış bir son da yerinde olabilir.
- Uzun betimleme iyi mekân demek değildir. Birkaç doğru ve seçilmiş ayrıntı, sayfalarca tariften daha etkilidir.
Kendini sına
1. Öykünün dört yapı taşını sayın.
2. Bir karakteri tanıtmak için “ne istiyor, neyi engel görüyor” sorularını sormak neden işe yarar?
3. “Kış sabahı, işe geç kalmış bir kadın” cümlesindeki zaman ve mekân ipuçları nelerdir, bu ipuçları gerilimi nasıl artırır?
4. Çatışmanın üç farklı kaynağına örnek verin.
5. Kısa bir öyküde başlangıç ile son arasında hangi fark olmalıdır?
Cevaplar
1. Karakter, mekân, zaman ve çatışma.
2. Çünkü istek ve engel karakteri hareket ettirir. Karakter bir şey istiyorsa okur onun peşinden gider; engel çıkınca merak ve gerilim doğar.
3. Zaman ipucu “kış sabahı” ve “geç kalmış” sözleridir; zaman baskısı vardır. Mekân ipucu doğrudan verilmemiştir ama kış havası, soğuk sokak ve yolculuk akla gelir. Zaman baskısı gerilimi artırır, kışın zorlukları da engelleri çoğaltır.
4. Başka bir insan (kardeşle kavga), doğa ya da dış koşullar (yolu kapatan kar), toplum (hoş görülmeyen bir hayal), karakterin kendi iç dünyası (korku, utangaçlık, vicdan). Bunlardan üçünü vermeniz yeterlidir.
5. Karakterin, durumun ya da karakterin bakışının bir şekilde değişmiş olması gerekir. Bu değişim büyük ya da küçük, mutlu ya da hüzünlü olabilir; önemli olan öykünün başındaki hâl ile sonundaki hâlin aynı olmamasıdır.
Küçük bir ödevle bitirelim: Günlük hayatınızdan seçtiğiniz tek bir anı (bir bekleyiş, bir yolculuk, bir telaş) dört yapı taşına göre kısa notlar hâlinde yazın. Kim, nerede, ne zaman, neyle karşılaşıyor? Bu notlar, bir sonraki derste anı ve günlük yazımına geçerken de elinizde hazır bir malzeme olacak.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol
İpucu: ← ve → tuşlarıyla dersler arasında geçebilirsin.