Randevu Alma ve Saat Söyleme (Termin vereinbaren, Uhrzeit)
Önceki derslerde formu doldurmayı, ailen hakkında konuşmayı ve kendini tanıtmayı öğrendin. Şimdi bunları gerçek hayatta kullanmaya sıra geldi: aile birleşimi sürecinde bir kurumu arayıp randevu almak ve saati doğru söylemek gerekir. Bir sonraki derste bu bilgiyi günlük hayat kalıplarıyla birleştirip kursu tamamlamaya yaklaşacağız.
Bu derste ne öğreneceksin?
- Bu dersin sonunda saati (tam, buçuk, çeyrek) Almanca söyleyebileceksin.
- Bu dersin sonunda haftanın günlerini ve ayları söyleyip yazabileceksin.
- Bu dersin sonunda am ve um ile gün ve saat bildirebileceksin.
- Bu dersin sonunda telefonda veya kurumda kibarca randevu isteyebileceksin.
Kelimeler
| Almanca | Okunuşu | Türkçesi |
|---|---|---|
| der Termin, die Termine | der termin, di termine | randevu |
| die Uhrzeit, die Uhrzeiten | di urtsayt, di urtsayten | saat (günün saati) |
| die Uhr, die Uhren | di ur, di uren | saat (alet); saat (…de) |
| die Minute, die Minuten | di minute, di minuten | dakika |
| der Tag, die Tage | der tak, di tage | gün |
| die Woche, die Wochen | di vohhe, di vohhen | hafta |
| der Monat, die Monate | der monat, di monate | ay |
| das Amt, die Ämter | das amt, di emter | resmî daire |
| das Büro, die Büros | das büro, di büros | büro, ofis |
| die Botschaft, die Botschaften | di botşaft, di botşaften | büyükelçilik |
| der Vormittag, die Vormittage | der formittak, di formittage | öğleden önce |
| der Nachmittag, die Nachmittage | der nahhmittak, di nahhmittage | öğleden sonra |
| die Nummer, die Nummern | di numer, di numern | numara |
| anrufen | anrufen | telefon etmek, aramak |
| vereinbaren | feraynbaren | kararlaştırmak, ayarlamak |
Haftanın günleri: der Montag (pazartesi), der Dienstag (salı), der Mittwoch (çarşamba), der Donnerstag (perşembe), der Freitag (cuma), der Samstag (cumartesi), der Sonntag (pazar). Bütün gün ve ay adları der ile kullanılır.
Aylar: Januar (ocak), Februar (şubat), März (mart), April (nisan), Mai (mayıs), Juni (haziran), Juli (temmuz), August (ağustos), September (eylül), Oktober (ekim), November (kasım), Dezember (aralık).
Dil bilgisi / kalıp
1) Saati söylemek
Soru: Wie spät ist es? (Saat kaç?) Cevap: Es ist ... Uhr.
- Es ist drei Uhr. (Saat üç.)
- Es ist Viertel nach drei. (Üçü çeyrek geçiyor.)
- Es ist halb vier. (Üç buçuk; dikkat: Almanca “dörde yarım kaldı” der.)
- Es ist Viertel vor vier. (Dörde çeyrek var.)
Resmî yerlerde (kurum, doktor, tren) saat çoğunlukla dijital söylenir: vierzehn Uhr dreißig (14.30). Randevu mektuplarında bu biçimi göreceksin.
Karşıtsal not: Türkçede “üç buçuk” dersin. Almanca halb vier ise “dördün yarısı” demektir; yani 3.30, 4.30 değildir. Bu yüzden halb dediğinde bir sonraki saati düşün.
2) Am ve um
Formül: am + gün (am Montag) ve um + saat (um zehn Uhr).
- Gün için am: am Dienstag, am Freitag.
- Saat için um: um neun Uhr, um halb elf.
- Ay için im: im Mai, im Oktober.
Türkçede “salı günü” ve “saat dokuzda” gibi ekler kelimenin sonuna gelir. Almanca’da ise küçük bir kelime öne gelir: am, um, im. Ek yoktur, kelime kalıbı vardır.
3) Randevu isteme kalıbı
Formül: Özne + çekimli fiil (2. sıra) + ... + fiilin mastarı (sonda)
- Ich möchte einen Termin vereinbaren. (Bir randevu ayarlamak istiyorum.)
- Kann ich einen Termin bekommen? (Bir randevu alabilir miyim?)
möchte ve kann çekimli fiildir ve 2. sıradadır; ikinci fiil (vereinbaren, bekommen) mastar halinde cümlenin sonuna gider. Soru cümlesinde (Kann ich ...?) çekimli fiil ilk sıraya çıkar.
4) Hâl artikelde görünür
der Termin eril bir isimdir. “Bir randevu istiyorum” derken nesne olduğu için Akkusativ gerekir: einen Termin. Türkçedeki gibi ismin sonuna “-i” eklemezsin; hâl eki ismin kendisine değil artikele gelir: der Termin → einen Termin. das Büro ve die Woche için ise değişiklik olmaz: ein Büro, eine Woche.
5) Kelime sırası: zaman başa gelirse
Günü veya saati cümlenin başına alırsan fiil yine 2. sırada kalır, özne fiilin arkasına geçer: Am Montag habe ich Zeit. (Pazartesi günü vaktim var.) Yanlış: Am Montag ich habe Zeit.
Örnek cümleler
Ich rufe das Amt an.
Ben daireyi arıyorum. (anrufen ayrılır: rufe ... an)
Ich möchte einen Termin vereinbaren.
Bir randevu ayarlamak istiyorum.
Wann haben Sie Zeit?
Ne zaman vaktiniz var?
Der Termin ist am Mittwoch um neun Uhr.
Randevu çarşamba günü saat dokuzda.
Am Freitag habe ich leider keine Zeit.
Cuma günü maalesef vaktim yok.
Es ist Viertel nach zehn.
Saat onu çeyrek geçiyor.
Das Büro öffnet um halb acht.
Büro yedi buçukta açılıyor.
Meine Frau kommt im Mai nach Deutschland.
Eşim mayıs ayında Almanya’ya geliyor.
Können Sie mir die Uhrzeit bitte aufschreiben?
Saati bana lütfen yazabilir misiniz?
Der Termin dauert dreißig Minuten.
Randevu otuz dakika sürüyor.
Am Nachmittag bin ich zu Hause.
Öğleden sonra evdeyim.
Diyalog
A (Beamtin): Guten Tag, Ausländeramt, was kann ich für Sie tun?
Günaydın, yabancılar dairesi, sizin için ne yapabilirim?
B: Guten Tag. Ich möchte einen Termin vereinbaren.
İyi günler. Bir randevu ayarlamak istiyorum.
A: Gern. Wie ist Ihr Name, bitte?
Memnuniyetle. Adınız nedir, lütfen?
B: Ich heiße Ahmet Demir.
Adım Ahmet Demir.
A: Am Dienstag um zehn Uhr ist noch ein Termin frei.
Salı günü saat onda hâlâ boş bir randevu var.
B: Am Dienstag habe ich leider keine Zeit. Geht es am Donnerstag?
Salı günü maalesef vaktim yok. Perşembe olur mu?
A: Ja, am Donnerstag um halb elf.
Evet, perşembe günü on buçukta.
B: Wie spät ist das genau?
Tam olarak saat kaç?
A: Zehn Uhr dreißig, am Vormittag.
On otuz, öğleden önce.
B: Danke schön. Bis Donnerstag!
Çok teşekkürler. Perşembeye kadar!
Türklerin sık yaptığı hatalar
- Yanlış: Ich möchte ein Termin. → Doğru: Ich möchte einen Termin. (der Termin eril; nesne olunca artikel einen olur.)
- Yanlış: Es ist halb drei deyip 3.30 kastetmek. → Doğru: 3.30 için halb vier denir; halb drei 2.30’dur.
- Yanlış: Ich habe Termin am Montag um zehn. → Doğru: Ich habe einen Termin am Montag um zehn Uhr. (Artikel atlanmaz, Uhr unutulmaz.)
- Yanlış: Am Montag ich habe Zeit. → Doğru: Am Montag habe ich Zeit. (Fiil 2. sırada kalır.)
- Yanlış: Ich möchte einen Termin vereinbare. → Doğru: Ich möchte einen Termin vereinbaren. (Mastar fiil sonda ve -en ile biter.)
Alıştırma
- Boşluğu doldur: Der Termin ist ___ Montag. (am / um)
- Boşluğu doldur: Das Büro öffnet ___ acht Uhr. (am / um)
- Artikel seç: ___ Termin (der / die / das)
- Doğru şıkkı seç: Bir randevu istiyorum. a) Ich möchte ein Termin. b) Ich möchte einen Termin.
- Çevir: Saat üç buçuk. (Almanca)
- Doğru şıkkı seç: “Es ist halb neun” kaç demektir? a) 9.30 b) 8.30
- Cümleyi düzelt: Am Freitag ich habe Zeit.
- Çevir: Randevu perşembe günü saat ondadır. (Almanca)
Cevap Anahtarı
- am (gün için am kullanılır.)
- um (saat için um kullanılır.)
- der Termin
- b) Ich möchte einen Termin.
- Es ist halb vier.
- b) 8.30 (dokuza yarım kalmıştır.)
- Am Freitag habe ich Zeit.
- Der Termin ist am Donnerstag um zehn Uhr.
Telaffuz ipucu
- ä: Türkçedeki “e” gibi açık okunur. Ämter → “emter”. ö ve ü Türkçedeki gibidir: Büro → “büro”, können → “könen”.
- ch: Woche ve Nachmittag içindeki ch, boğazdan gelen hafif “h” sesidir (“vohhe”). ich içinde ise “ih” gibi, dili damağa yaklaştırarak söylenir.
- z: Türkçedeki “ts” gibi okunur: Zeit → “tsayt”, Uhrzeit → “urtsayt”. r ise Türkçedeki gibi yuvarlanmaz; boğaza yakın, hafif çıkar. Kelime sonundaki -er kısa bir “a” gibi duyulur.
Bu dersin artikelli kelimeleri
- der Termin, die Termine
- die Uhrzeit, die Uhrzeiten
- die Uhr, die Uhren
- die Minute, die Minuten
- der Tag, die Tage
- die Woche, die Wochen
- der Monat, die Monate
- das Amt, die Ämter
- das Büro, die Büros
- die Botschaft, die Botschaften
- der Vormittag, die Vormittage
- der Nachmittag, die Nachmittage
- die Nummer, die Nummern
Küçük bir ödev: bu hafta kendi takvimine bakıp üç randevuyu Almanca yaz, örneğin Am Montag um halb neun habe ich einen Termin. Sesli söylemeyi de unutma.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol