Çalgılar Ailesi: Yaylılardan Vurmalılara
Süre: yaklaşık 12 dk
Giriş
Bir orkestranın sesini ilk kez dinleyen biri çoğu zaman tek bir büyük gürültü duyar. Oysa o ses, düzinelerce ayrı rengin bir araya gelmesiyle oluşur. Çalgıları tanımak, renkleri tanımaya benzer. Kırmızıyla maviyi ayırt ettiğiniz an, bir resmi çok daha derin görürsünüz. Müzikte de bir melodiyi kimin çaldığını fark ettiğinizde eser birden katmanlanır: arkada kim eşlik ediyor, kim araya girip söz alıyor, kim ritmi taşıyor, bunları duymaya başlarsınız.
Önceki derslerde dinlemeye hazırlanmak için kullandığımız kavramlara değinmiştik. Bu derste o kavramları çalgılarla buluşturuyoruz: ‘duymak’tan ‘ayırt etmeye’ geçiyoruz. Bir sonraki derste ise bu çalgıların bir araya gelerek kurduğu toplulukları ve müzik türlerini ele alacağız. Yani bugün öğrendiğiniz her çalgı adı, ilerideki derslerin sözlüğü olacak. Bugünün bir de bonusu var: Türk müziğinin çalgılarını da aynı gözle tanıyacağız.
Bilmen gerekenler
Batı orkestrası geleneksel olarak dört aileye ayrılır: yaylılar, tahta nefesliler, bakır nefesliler ve vurmalılar. Her ailenin sesi nasıl çıkardığı farklıdır. Ses üretme biçimi, tınıyı (yani sesin rengini) belirler.
| Aile | Çalgılar | Ses nasıl çıkar? | Tınısı |
|---|---|---|---|
| Yaylılar | Keman, viyola, viyolonsel, kontrbas | Yayla teli sürtmek | Sıcak, şarkı söyler gibi, akıcı |
| Tahta nefesliler | Flüt, obua, klarnet, fagot | Havayı borunun içine üflemek (kimisinde kamış titrer) | Ren renk, karakteri belirgin |
| Bakır nefesliler | Korno, trompet, trombon, tuba | Dudakları titreştirerek üflemek | Parlak, gösterişli, güçlü |
| Vurmalılar | Timpani, trampet, zil, üçgen, ksilofon | Vurmak, sallamak, çarpmak | Vurgu ve ritim, bazen renk |
Bir ipucu: ‘tahta’ nefesli demek, çalgının bugün de mutlaka tahtadan yapıldığı anlamına gelmez. Flüt örneğin çoğunlukla metaldendir, ama geleneksel olarak bu ailede sayılır. Aileyi belirleyen malzemeden çok ses üretme yöntemidir.
Bir de kavram: tiz ve pes. Bir ailenin içinde çalgılar boyut olarak küçüldükçe tizleşir, büyüdükçe peser. Keman en küçük ve en tiz yaylıdır, kontrbas en büyük ve en pes olanıdır. Bu, kulakla ayırt etmenin ilk anahtarıdır.
Anlatım
Orkestraya sahnenin önünden başlayalım. Yaylılar topluluğun omurgasıdır ve sahnede şefin çevresinde, en önde otururlar. Birinci ve ikinci kemanlar genellikle melodiyi taşır, viyola araya renk katar, viyolonsel derin ve sıcak bir şarkı söyler, kontrbas ise altta zemini kurar. Yaylıların sırrı, sesi sürdürebilmeleridir: yayı çektikçe ses uzar, kesintisiz bir çizgi oluşur. Aynı telde yayla çalmak ile teli parmakla koparmak (pizzicato) bambaşka iki tını verir; ikincisi damla damla düşen, kısa ve hafif seslerdir.
Yaylıların arkasında tahta nefesliler oturur. Flüt hafif, kuşsu ve tizdir. Obua, kamışlı yapısıyla biraz genizden gelen, dolgun ve acıklı bir sese sahiptir; orkestra sahnede akort yaparken ilk olarak obuanın sesini bekler, diğer çalgılar ona göre akort olur. Klarnet yumuşak ve esnektir; çok pesten çok tize akıcı biçimde gezinebilir. Fagot ise pes, biraz esprili ve yer yer hüzünlü bir sestir. Bu ailenin gücü, tek başına çıkıp solo söylemesidir: bir nefesli, arkada yaylıların hafif dokusuyla birlikte öne çıkınca dinleyicinin dikkati hemen ona kayar.
Daha arkada bakır nefesliler durur. Korno kıvrımlı, yuvarlak ve çağıran bir sese sahiptir; kimi zaman ormanı, kimi zaman uzaklığı anımsatır. Trompet parlak ve keskindir, fanfar denilen tören çağrılarının çalgısıdır. Trombon kayar borusuyla ağır ağır ilerler, ciddi ve görkemlidir. Tuba ise ailenin en pes çalgısıdır ve bakır grubunun temelini oluşturur. Bakırlar yavaş çalınca bile heybetli durur; yüksek sesle çaldıklarında ise tüm orkestrayı aşabilirler.
En arkada vurmalılar bulunur. Bu aile iki gruba ayrılabilir: belirli bir perdesi olanlar (timpani, ksilofon gibi, yani onlarla melodi çalınabilir) ve belirli bir perdesi olmayanlar (trampet, zil, üçgen gibi). Timpani, orkestranın davulu diye bilinir; akort edilebilir, bu yüzden hem gök gürültüsü gibi vurgu yapar hem de armoniye katkıda bulunur. Vurmalılar çoğu zaman çok az çalar, ama çaldıkları an çok etkilidir: tek bir zil şaklaması bir bölümün doruk noktasını belirler.
Bu dört ailenin dışında bazı çalgılar konuk gibi girer. Piyano, arp ve celesta klasik orkestranın kadrosunda her zaman yer almaz; eser gerektirdiğinde sahneye eklenirler. Şef ise hiçbir çalgı çalmaz, ama tempoyu, dengeyi ve anlatımı birlikte yönlendirir.
Yakın okuma / örnek
Çalgı tanımayı öğrenmenin en güzel yollarından biri, çalgıları özellikle tanıtmak için yazılmış eserleri dinlemektir. Bunun iki bilinen örneği var.
Birincisi Sergey Prokofyev’in çocuklar için yazdığı Petya ile Kurt (1936). Eserde her karakteri bir çalgı temsil eder. Kuşu flüt, ördeği obua, kediyi klarnet, dedeyi fagot, kurdu ise üç korno canlandırır. Petya’nın kendisi yaylılarla anlatılır. Yorum: Prokofyev burada bize çalgıların ‘kişilik’ taşıdığını gösteriyor. Flütün hafifliği bir kuşa, fagotun ağırlığı huysuz ama sevimli bir dedeye yakışır. Bu eşleşmeleri dinlerken kendi kulağınızı da sınayabilirsiniz: Sesi duyup ‘bu obuaydı’ diyebiliyor musunuz?
İkincisi Benjamin Britten’in Genç Bireyler İçin Orkestra Rehberi (1946). Britten, Henry Purcell’den aldığı bir temayı sırayla her çalgı ailesine ve sonra tek tek çalgılara çaldırır. Aynı melodinin flütte, klarnette, kemanda ya da trombonda nasıl farklı duyulduğunu karşılaştırmak, kulak eğitimi için çok verimlidir. Eser bize melodinin aynı kaldığını, ama çalgı değişince anlamın da değiştiğini öğretir.
Türk müziğinden çalgılar
Türk müziğinin de kendi çalgı aileleri vardır ve mantık aynıdır: ses nasıl çıkıyor? Telli çalgılarda ud, kanun ve tanbur mızrapla veya parmakla çalınır. Kemençe ve kemânî ise yayla çalınan yaylılardır. Ney, ince bir kamış borudur; üflenir ve dervişane, içten bir ses verir. Vurmalılar arasında kudüm, def ve darbuka ritmi taşır. Halk müziğinde ise bağlama (saz) öne çıkar. Osmanlı’nın mehter takımında da zurna, boru, davul ve zil gibi çalgılar bir arada kullanılırdı; bu, kendi başına bir ‘açık hava orkestrası’ gibi düşünülebilir.
Şunu unutmayın: Türk müziğinde çalgılar bir aileye uzun süre topluca ‘orkestra’ gibi değil, çoğunlukla fasıl topluluğu şeklinde birlikte çalar. Bu yüzden dinlerken çalgıların hep aynı melodiyi izlediğini, yani ‘aynı çizgiyi’ birlikte söylediğini fark edebilirsiniz. Batı orkestrasında ise çalgılar çoğunlukla farklı çizgileri aynı anda duyurur.
Sık karıştırılanlar
- Keman ile viyola: Görünüşleri çok benzer. Viyola biraz daha büyüktür ve sesi daha koyu, daha mat duyulur.
- Obua ile klarnet: İkisi de kamışlı olsa da obua daha genizden ve ince, klarnet daha yuvarlak ve yumuşaktır.
- Korno ile trompet: Trompet parlak ve düz, korno ise yuvarlak ve uzaklardan gelir gibidir. Biri çağırır, öteki anımsatır.
- Viyolonsel ile kontrbas: Viyolonsel oturarak, iki bacak arasında çalınır ve sesi bir şarkıcıyı andırır. Kontrbas çok daha büyüktür, çoğunlukla ayakta ya da yüksek bir tabureyle çalınır ve ses olarak zemini oluşturur.
- Kanun ile ud: İkisi de telli olsa da kanun yatay bir sazdır ve parmaklardaki mızraplarla çalınır; ud ise armut biçimli, kısa saplı bir sazdır ve tek bir mızrapla çalınır.
Kendini sına
- Klasik orkestranın dört ana çalgı ailesi nedir?
- Bir ailenin içinde çalgının boyutu büyüdükçe ses nasıl değişir?
- Yaylılarda teli yayla değil parmakla koparmaya ne ad verilir?
- Prokofyev’in Petya ile Kurt eserinde kurdu hangi çalgılar canlandırır?
- Ney hangi çalgı grubuna girer ve ses nasıl çıkar?
Cevaplar
- Yaylılar, tahta nefesliler, bakır nefesliler ve vurmalılar.
- Çalgı büyüdükçe ses pesleşir; küçüldükçe tizleşir.
- Pizzicato.
- Üç korno.
- Nefesliler grubuna girer; ince bir kamış boruya üflenerek ses çıkarılır.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol