Platon ve Aristoteles: İdealar, Erdem ve Mantık

Giriş

Bir düşünün: Atina’da, günümüzden yaklaşık 2400 yıl önce, bir bahçede iki kişi yürüyerek konuşuyor. Biri hocadır, öbürü yirmi yıla yakın onun öğrencisi olmuş biridir. Hoca Platon’dur, öğrenci Aristoteles. Bu iki isim, Batı düşüncesinin neredeyse bütün ana yollarını açtı. Bugün ‘Gerçek nedir?’, ‘İyi yaşamak nasıl olur?’, ‘Doğru düşünmenin kuralları var mı?’ diye sorduğumuzda, bilerek ya da bilmeden onların açtığı yollarda yürürüz.

Geçen derste Sokrates’i tanıdık: yazı yazmayan, sokakta soru soran, sorularının bedelini hayatıyla ödeyen adam. Bu derste onun mirasının iki farklı yöne nasıl dallandığını göreceğiz. Platon ‘gerçek dünya, gözümüzün gördüğünün ardındadır’ dedi. Aristoteles ‘gerçeği bu dünyada, gözlemleyerek ve düzgün akıl yürüterek ararız’ dedi. Bu ayrım, bilimle felsefenin, ideallerle gerçeklerin, sonraki yüzyıllardaki pek çok tartışmasının kökünde durur.

Bilmen gerekenler

Derse geçmeden önce sık duyacağımız kavramlara ve kişilere bir bakalım.

Kavram / KişiKısaca anlamı
Platon (yaklaşık MÖ 427–347)Sokrates’in öğrencisi, Akademia’nın kurucusu, diyalog biçiminde yazan filozof.
Aristoteles (MÖ 384–322)Platon’un öğrencisi, Lykeion’un kurucusu, mantığın ve birçok bilim dalının sistemli ilk kurucusu sayılır.
AkademiaPlaton’un Atina’da kurduğu okul. Adı, kurulduğu yerden gelir.
İdealar (formlar)Platon’a göre değişmeyen, tam ve gerçek varlıklar. Örneğin ‘güzelin kendisi’, ‘adaletin kendisi’.
Erdemİnsanı iyi yapan yetkinlik. Yunanca karşılığı areté.
EudaimoniaAristoteles’te ‘iyi yaşam’, çoğu zaman ‘mutluluk’ diye çevrilir.
Kıyas (syllogismos)Öncüllerden bir sonuç çıkarma yöntemi. Aristoteles mantığının kalbidir.
OrganonAristoteles’in mantık yazılarının sonraki çağlarda verilen toplu adı; ‘araç’ demektir.

Anlatım

Platon, Atinalı soylu bir aileden geliyordu. Genç yaşta Sokrates’in çevresine girdi. Sokrates’in MÖ 399’da mahkûm edilip idam edilmesi onu derinden sarstı. Platon’un yazdıklarının çoğu diyalog biçimindedir ve çoğunda Sokrates ana konuşmacıdır. Bu yüzden Sokrates’in gerçek sözleriyle Platon’un kendi düşüncelerini ayırmak zordur. Uzmanlar bu konuda hâlâ tartışır; kaynaklar farklı söyler. Platon daha sonra Atina’da Akademia’yı kurdu (yaklaşık MÖ 387). Matematik, siyaset ve felsefe orada birlikte çalışılırdı.

Platon’un en ünlü fikri idealar öğretisidir. Etrafımızda gördüğümüz güzel şeyler, adil davranışlar, daireler hep kusurludur; solar, eskir, bozulur. Oysa ‘güzellik’ ya da ‘daire’ diye bir şeyi nasıl anlıyoruz? Platon’a göre, duyularla gördüğümüz şeyler, değişmeyen ve tam olan idealarının soluk yansımalarıdır. Gerçek bilgi, değişen şeylere değil, bu değişmez idealara yönelir. İdealar dünyasının tepesinde ise ‘iyi’nin ideası durur.

Platon’un öğrencisi Aristoteles, Kuzey Yunanistan’daki Stageira kentinde doğdu. Gençken Atina’ya gelip Akademia’ya katıldı ve orada yaklaşık yirmi yıl kaldı. Sonra Makedonya’ya gitti; Kral II. Filippos’un daveti üzerine genç İskender’in hocası oldu. Atina’ya dönünce Lykeion adlı okulu kurdu (yaklaşık MÖ 335). Okulun ‘gezinen’ anlamına gelen Peripatetik adıyla anılması, derslerin yürüyerek yapılmasından gelir. Aristoteles hocasına saygı duyuyordu ama fikrinde ayrılıyordu. Ona göre ideaları bu dünyanın ‘dışında’ ayrı bir yerde aramak, açıklamayı zorlaştırıyordu. Bir atın ‘atlığı’ atın kendisindeydi; bu dünyadaki şeylerin içinde, onların biçimi olarak vardı.

Bu yüzden Aristoteles gözleme yöneldi. Hayvanları inceledi, siyasi düzenleri karşılaştırdı, doğanın işleyişini sınıflandırmaya çalıştı. Her şeyin ‘neden’lerini sorduğu bir çerçeve kurdu: ne maddeden yapılmış, hangi biçimde, kim ya da ne yapmış, ne amaçla var? Bugün bazı yargıları yanlış çıksa da, bilgiyi düzenli biçimde sınıflandırma alışkanlığı ondan miras kaldı. En kalıcı katkılarından biri mantıktır. Bir çıkarımın hangi durumda geçerli olduğunu sistemli biçimde inceleyen ilk kişi olarak anılır.

Erdem konusunda da iki hoca-öğrenci farklı vurgular yaptı. Platon, Devlet adlı eserinde ruhu üç parçalı düşünür: akıl, irade (cesaret) ve istek. Her parça kendi işini yaptığında insanda düzen doğar; bundan bilgelik, cesaret, ölçülülük ve adalet erdemleri ortaya çıkar. Aynı düzen bir devlet için de geçerlidir. Bu yüzden Platon, devleti felsefe eğitimi almış kişilerin yönetmesi gerektiğini savundu. Bu, bugünkü anlamıyla demokrasi savunusu değildir; hatta Platon Atina demokrasisine mesafeliydi. Aristoteles ise Nikomakhos’a Etik adlı eserinde erdemi bir alışkanlık olarak görür: adil davrana davrana adil, cesur davrana davrana cesur oluruz. Erdem çoğu zaman iki aşırılığın ortasındadır; korkaklık ile pervasızlığın arasında cesaret gibi. Amaç, akıl doğrultusunda iyi bir yaşam sürmektir.

Yakın okuma / örnek

Platon’un mağara benzetmesi

Platon’un Devlet adlı eserinin yedinci kitabında ünlü bir anlatı vardır. Bir mağarada, doğuştan zincire vurulmuş insanlar düşünün. Yalnızca karşılarındaki duvara bakabiliyorlar. Arkalarında bir ateş yanıyor, ateşle kendileri arasında bir şeyler taşınıyor ve duvara gölgeler düşüyor. Mahkûmlar için gerçek, bu gölgelerdir. Biri zincirinden kurtulup mağaradan çıkarsa önce gözleri kamaşır, sonra gerçek şeyleri, en sonunda güneşi görür. Geri dönüp arkadaşlarına gerçeği anlattığında ise ona inanmazlar.

Yorum: Bu benzetme, duyularımızla gördüğümüz dünyanın gerçeğin yalnızca gölgesi olabileceğini söyler. Güneş ‘iyi’nin ideasını, mağaradan çıkış ise felsefi eğitimin yolculuğunu simgeler. Öğretmenlerin, bilim insanlarının ve sanatçıların ‘herkesin gördüğünün ötesini görme’ çabasına da benzetilebilir. İşin ilginç yanı, Sokrates’in kaderiyle bağ kurulmasıdır: gerçeği anlatmaya çalışan kişiye kimse inanmaz. Bu bağı Platon’un bilinçli kurduğu düşünülür, ama bu bir yorumdur.

Aristoteles’in kıyas örneği

Aristoteles mantığının klasik örneği şudur: ‘Bütün insanlar ölümlüdür. Sokrates bir insandır. Öyleyse Sokrates ölümlüdür.’ Burada iki öncülden zorunlu bir sonuç çıkar. Öncüller doğruysa ve biçim doğruysa, sonuç da doğrudur. Önemli olan konu değil, akıl yürütmenin biçimidir. Bu fikir, yüzyıllar boyunca okullarda mantık öğretiminin temeli oldu.

Yorum: İki örneği yan yana koyunca iki bakış açısı belirginleşir. Platon bizi ‘gözünün gördüğünden şüphe et, ötesine bak’ diye çağırır. Aristoteles ‘gördüğünü düzgün düşünerek düzenle’ der. İkisi de bugün hâlâ işimize yarar: hayal gücü ve ideal olmadan yön bulamayız, mantık ve gözlem olmadan da yanılırız.

KonuPlatonAristoteles
Gerçekliğin yeriDeğişmez ideaların dünyasındaBu dünyadaki şeylerin kendi içinde
Bilgiye yolAkıl ve diyalog; duyular yanıltıcıdırGözlem ve akıl birlikte
ErdemRuhun düzeni, bilgiyle bağlantılıAlışkanlıkla kazanılan, ölçülü davranış
OkulAkademiaLykeion

Sık karıştırılanlar

  • İdealar zihindeki fikirler değildir. Bugün ‘fikir’ deyince kafamızdaki düşünceyi anlarız. Platon’un idealarıysa bizden bağımsız var olduğu düşünülen, gerçek varlıklardır.
  • Aristoteles Platon’un düşmanı değildi. Hocasını eleştirdi ama ona saygı duydu. Aralarındaki ayrım, aynı sorulara farklı cevaplar vermeleriydi.
  • Platon ile Sokrates aynı şey değildir. Sokrates yazı yazmadı; onu Platon’un diyaloglarından tanırız. Hangi fikrin kime ait olduğu tartışmalıdır.
  • Platon’un ideal devleti bir demokrasi değildir. Yönetimi felsefe eğitimi almış kişilere bırakmayı önerir.
  • Aristoteles’in her söylediği doğru çıkmadı. Fizikteki ve doğa bilimindeki birçok görüşü sonradan aşıldı. Kalıcı olan, sorgulama ve sınıflandırma yöntemidir.

Bu iki düşünürün mirası çok geniş bir coğrafyaya yayıldı. Ortaçağ İslam dünyasında Aristoteles’in eserleri çevrilip yorumlandı; Farabi’ye ‘ikinci öğretmen’ denmesi, ‘birinci öğretmen’in Aristoteles sayılmasından gelir. İbn Rüşd de Aristoteles üzerine yazdığı yorumlarla tanınır. Bu eserler daha sonra Latinceye çevrilerek Avrupa’daki üniversitelerin ders programlarını etkiledi. Rönesans ressamı Rafael’in Vatikan’daki ‘Atina Okulu’ freskinde Platon elini yukarı, Aristoteles elini yere doğru uzatmış gösterilir; birçok yorumcu bunu iki bakışın simgesi olarak okur.

Kısacası Sokrates soruyu sordu, Platon ‘gerçek nerede?’ diye yukarı baktı, Aristoteles ‘gerçeği burada nasıl tanırız?’ diye önüne baktı. Sonraki derste bu iki damarın izini sürüp felsefenin yolculuğuna devam edeceğiz.

Kendini sına

  • 1. Platon’un kurduğu okulun adı nedir?
  • 2. Platon’a göre ‘idealar’ neyi ifade eder?
  • 3. Mağara benzetmesinde duvardaki gölgeler neyi simgeler?
  • 4. Aristoteles erdemi nasıl tanımlar? Bir örnek ver.
  • 5. ‘Bütün insanlar ölümlüdür…’ örneği hangi mantık yöntemine aittir?

Cevaplar

  • 1. Akademia.
  • 2. Değişmeyen, tam ve gerçek olduğu düşünülen varlıkları. Gördüğümüz şeyler bunların soluk yansımalarıdır.
  • 3. Duyularımızla algıladığımız dünyanın, gerçeğin yalnızca gölgesi olabileceğini.
  • 4. Alışkanlıkla kazanılan, akla uygun ve çoğu zaman iki aşırılığın ortasında yer alan davranış olarak. Örnek: korkaklıkla pervasızlığın ortası olan cesaret.
  • 5. Kıyas (syllogismos); iki öncülden bir sonuç çıkarma yöntemine.

Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol