Felsefenin Doğuşu: Antik Yunan'da İlk Düşünürler

Giriş

Bir düşün: Bugün bir şeyin neden olduğunu sorduğunda, cevap olarak «tanrılar öyle istedi» denmesini yeterli bulur musun? Çoğumuz bulmayız. İşte bu alışkanlık, yani olayların arkasında doğal bir açıklama aramak, yaklaşık 2600 yıl önce Ege kıyısındaki Yunan kentlerinde ortaya çıktı. Bu derste felsefenin ilk adımlarını atan düşünürlerle tanışacağız.

Önceki derste felsefenin ne tür sorular sorduğuna baktık. Şimdi bu soruların ilk kez nerede, kimlerce ve hangi cesaretle sorulduğunu göreceğiz. Bir sonraki derste ise Sokrates ile birlikte felsefenin ilgisi doğadan insana kayacak. Yani bugün, o büyük dönüşün zeminini hazırlıyoruz.

Bugünle bağı şu: Bilim insanının «her şey neden yapılmıştır?» diye sorması ve bir laboratuvarda cevap araması, bu ilk düşünürlerin açtığı yolun devamıdır.

Bilmen gerekenler

  • Sokrates öncesi düşünürler: Sokrates'ten önce yaşamış, ilgisi çoğunlukla doğaya ve evrenin yapısına yönelmiş filozoflar.
  • Mitos: Dünyayı tanrıların, kahramanların ve efsanelerin hikâyeleriyle açıklayan anlatı biçimi.
  • Logos: Akıl, söz, düzen anlamlarına gelen Yunanca sözcük. Felsefede olayları akılla açıklama çabasını da çağrıştırır.
  • Arkhe: Her şeyin başlangıcı, ilk ilke, temel madde. İlk filozofların aradığı şey buydu.
  • Miletos: Bugünkü Türkiye'nin Ege kıyısında bulunan antik bir Yunan kenti. İlk filozofların önemli bir kısmı buradandır.
DüşünürKentAna fikri
ThalesMiletosİlk ilke sudur.
AnaksimandrosMiletosİlk ilke belirsiz ve sınırsız olandır (apeiron).
AnaksimenesMiletosİlk ilke havadır.
HerakleitosEfesHer şey değişir; ateş ve logos öne çıkar.
ParmenidesElea (İtalya'nın güneyi)Varlık değişmez, yokluk düşünülemez.

Anlatım

Yunan dünyasında insanlar uzun süre dünyayı Homeros ve Hesiodos'un anlattığı hikâyelerle kavradı. Şimşek çakıyorsa Zeus öfkelenmişti, deniz kabarıyorsa Poseidon harekete geçmişti. Bu anlatılar güzeldi, anlamlıydı ve insanlara bir düzen duygusu veriyordu. Ama bir sınırları vardı: Her olayın arkasında birinin keyfi ya da öfkesi bulunuyordu.

Yaklaşık MÖ 6. yüzyılda Miletos'ta bir şey değişti. Kent ticaretle zenginleşmişti, denizcilerle, tüccarlarla ve farklı ülkelerin insanlarıyla doluydu. Farklı halkların farklı tanrı hikâyeleri anlattığını gören biri doğal olarak şunu sorabilirdi: Bunların hepsi aynı anda doğru olabilir mi? Belki de doğanın kendi düzenini, tanrı hikâyelerine başvurmadan anlamaya çalışmak gerekiyordu.

Geleneğin ilk filozof saydığı kişi Thales'tir (yaklaşık MÖ 624-546). Ona göre her şeyin ilk maddesi sudur. Bunu neden söylediğini kendi yazılarından değil, sonraki kaynaklardan biliyoruz; Aristoteles gibi yazarlar, besinin ve canlılığın nemle bağlantısına dikkat çekmiş olabileceğini aktarır. Kaynaklar burada yoruma dayanır. Asıl önemli olan cevabın doğruluğu değil, sorunun biçimidir: «Her şey neyden oluşuyor?» ve cevabın doğadan gelmesi. Thales'in MÖ 585 dolaylarındaki bir güneş tutulmasını önceden bildiği de anlatılır; ancak bu rivayet tartışmalıdır ve kaynaklar farklı söyler. Öğrencisi Anaksimandros ise işi bir adım öteye taşıdı. Ona göre ilk ilke su gibi belirli bir madde olamazdı, çünkü sıcak, soğuk, ıslak, kuru gibi zıt şeyler bundan çıkıyordu. Bu yüzden ilk ilkeyi «apeiron», yani sınırsız ve belirsiz olan diye adlandırdı. Anaksimenes ise havayı seçti ve havanın yoğunlaşıp seyrelmesiyle başka şeylerin oluştuğunu düşündü. Burada bile ilginç bir fikir var: Değişimi açıklayan bir mekanizma arıyordu.

Sonra değişimin kendisi asıl sorun oldu. Efes'li Herakleitos (yaklaşık MÖ 500 dolayı) dünyanın durmadan aktığını düşündü. Ona atfedilen ünlü fikre göre aynı ırmağa iki kez girilmez; çünkü ne ırmak aynıdır ne de giren kişi. Bu söz bize sonraki yazarlar aracılığıyla, farklı biçimlerde ulaşmıştır. Herakleitos'a göre kargaşa gibi görünen bu akışın altında yine de bir düzen, bir logos vardır. Ateş de bu sürekli dönüşümün simgesi olarak öne çıkar.

Karşısında ise İtalya'nın güneyindeki Elea kentinden Parmenides durur (MÖ 5. yüzyılın başı). Onun cevabı şaşırtıcıdır: Değişim aslında bir görüntüdür. Ona göre «var olan vardır, olmayan yoktur.» Yokluk düşünülemeyeceğine göre bir şey yoktan doğamaz, yok da olamaz. Duyularımızın gösterdiği hareket ve değişim akıl karşısında tutarsız kalır. Böylece felsefede ilk büyük gerilim doğdu: Duyulara mı güvenmeliyiz, akla mı? Parmenides'in öğrencisi Zenon'un ünlü paradokslarının da bu tartışmayla bağlantılı olduğu söylenir. Sonraki düşünürler, örneğin Empedokles (dört kök) ve Demokritos (atom), bu iki uç arasında bir yol bulmaya çalıştı.

Yakın okuma / örnek

Herakleitos'un ırmak sözüne yakından bakalım. Geleneksel aktarımda fikir kabaca şöyledir: aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. İlk bakışta saçma gelir, çünkü ırmak haritada hâlâ aynı yerdedir. Ama düşünürün derdi haritadaki ırmak değildir. İkinci kez girdiğinde önceki suyun akıp gittiğini, yeni suyun geldiğini, senin de bir önceki andaki sen olmadığını söylüyor.

Bu örneğin felsefi gücü şurada: Somut bir gündelik deneyimden çok genel bir sonuca ulaşıyor. Şimdi bunu Parmenides'in gözüyle okuyalım. O, «ırmak akıyor» cümlesindeki her adımı sorgulardı: Eğer bir şey değişiyorsa artık eskisi yoktur; olmayan şey nasıl düşünülür? İki düşünür aynı dünyaya bakıyor ama biri akışı, öteki kalıcılığı öne çıkarıyor. Bu ikilik sonraki bin yıllarda bilimin ve felsefenin ana damarlarından biri olacak; «değişen ve kalan» sorusu bugün de fizikte, biyolojide, hatta kimlik tartışmalarında karşımıza çıkar.

Sık karıştırılanlar

  • «Thales su içiciydi» yanılgısı: Thales suyun içilmesinden değil, her şeyin kaynağı olmasından söz eder; bu bir kimya iddiası değil, ilk ilke arayışıdır.
  • Mitostan akla geçiş bir gecede olmadı: Bu düşünürler tanrıları tamamen bırakmadı; Yunan dinî yaşamı sürdü. Değişen şey, açıklama yöntemiydi.
  • Herakleitos «her şey akar» diyor diye düzensizlik savunmadı: Ona göre akışın altında bir logos, yani düzen vardır.
  • Parmenides'i hareketi inkâr eden bir «aptal» sanmak: O, akıl yürütmenin sonuçlarını sonuna kadar götürdü; sorusu ciddiydi ve sonraki düşünürleri etkiledi.
  • Sokrates ile karıştırmak: Bu düşünürler Sokrates'ten öncedir ve doğaya yönelir; insan, ahlak ve bilgi sorunları Sokrates'le öne çıkar.

Kendini sına

  • 1. Mitos ile logos arasındaki temel fark nedir?
  • 2. Arkhe kavramı ne anlama gelir?
  • 3. Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes'in ilk ilke olarak seçtikleri şeyler nelerdir?
  • 4. Herakleitos ile Parmenides değişim konusunda nasıl ayrılır?
  • 5. Bu düşünürlerin asıl katkısı neden yalnızca cevapları değil, sorunun biçimidir?

Cevaplar

  • 1. Mitos dünyayı tanrı ve kahraman hikâyeleriyle, logos ise akıl ve doğal açıklamalarla anlamaya çalışır.
  • 2. Arkhe, her şeyin başlangıcı olan ilk ilke ya da temel maddedir.
  • 3. Thales su, Anaksimandros apeiron (sınırsız, belirsiz olan), Anaksimenes hava demiştir.
  • 4. Herakleitos dünyanın sürekli değiştiğini savunur; Parmenides ise varlığın değişmez olduğunu, değişimin akıl karşısında tutarsız kaldığını söyler.
  • 5. Çünkü onlar olayları tanrıların isteğine bağlamak yerine doğada bir ilke ve düzen aramaya başladılar; bilimsel ve felsefi düşüncenin yöntemi buradan doğdu.

Bir sonraki derste, doğa bilmecelerinden yüzünü insana çeviren Sokrates'i ve onun soru sorma sanatını göreceğiz.

Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol