Sokrates: Sorgulanmamış Hayat ve Diyalog Yöntemi
Giriş
Bir sabah pazar yerinde, çarşının gürültüsü içinde, çıplak ayaklı, gösterişsiz görünüşlü bir adam size yaklaşıp şunu sorsa: «Cesaret nedir?» Ne cevap verirdiniz? Muhtemelen hemen bir tanım bulurdunuz. Sonra adam bir soru daha sorardı, sonra bir tane daha. Bir süre sonra bildiğinizi sandığınız şeyin ayaklarınızın altından kaydığını hissederdiniz.
Bu adam Sokrates'ti. Batı felsefesinin en etkili kişilerinden biri sayılır, üstelik tek satır kitap yazmadı. Onu tanıdığımız yer başkalarının anlattıklarıdır. Önemi, yeni bir öğreti kurmasından çok, düşünmenin bir yol olduğunu göstermesinden gelir: sormak, dinlemek, kendi cevaplarını sınamak. Bugün bir haberin doğruluğunu tartarken, bir tartışmada «Bu sözcükle tam olarak ne kastediyoruz?» diye sorarken, hatta bir hekimin ya da öğretmenin sorularla ilerleyen konuşmasında Sokrates'in izi vardır.
Önceki derste felsefenin Atina'ya uzanan yolunu ve Sokrates'ten önceki düşünürlerin evrene dair sorularını konuştuk. Bu derste bakışın evrenden insana döndüğü âna geliyoruz: nasıl yaşamalıyız? Sıradaki derste Sokrates'in en ünlü öğrencisi Platon'a geçecek, bu soruların nasıl büyük bir sisteme dönüştüğünü göreceğiz.
Bilmen gerekenler
Derse başlamadan önce sık duyacağımız kavramları ve kişileri toparlayalım.
| Kavram / Kişi | Kısaca anlamı |
|---|---|
| Sokrates (yaklaşık MÖ 470–399) | Atinalı düşünür; yazı bırakmadı, konuşarak öğretti. |
| Diyalog (karşılıklı konuşma) | Bilgiye soru-cevapla, birlikte ulaşma çabası. |
| Elenkhos | Karşıdakinin görüşünü soruyla sınayıp çelişkilerini görünür kılma. |
| Maieutik (ebelik sanatı) | Bilgiyi karşıdakinin kendi içinden «doğurtma» benzetmesi. |
| Sokratik bilgisizlik | «Bilmediğimi biliyorum» tavrı; kendi sınırlarının farkında olmak. |
| Platon | Sokrates'in öğrencisi; onu diyaloglarının baş kişisi yaptı. |
| Ksenophon | Sokrates'i anlatan bir başka çağdaş yazar. |
| Aristophanes | Komedi yazarı; Sokrates'i «Bulutlar» oyununda güldürü konusu yaptı. |
| Sofistler | Ücret karşılığı söz sanatı ve bilgi öğreten gezgin öğretmenler. |
Anlatım
Sokrates, Atina'da doğdu. Babası Sophroniskos'un taşla uğraşan bir zanaatkâr, annesi Phainarete'nin ise ebe olduğu aktarılır. Ebe annenin mesleği, sonradan kendi yöntemini anlatırken kullanacağı güzel bir benzetmeye kapı açacaktı. Zengin değildi, siyasette parlamak gibi bir derdi de yoktu. Atina'nın en güçlü, en parlak döneminde yaşadı; ama uzun yıllar süren Peloponnesos Savaşı (MÖ 431–404) o parlaklığı yavaş yavaş söndürdü. Platon'un aktardığına göre Sokrates bu savaşta ağır silahlı asker olarak birkaç seferde görev aldı; yani düşünür olmadan önce bir yurttaş-askerdi.
Günlerini çoğunlukla agorada, yani Atina'nın çarşı ve buluşma meydanında geçirirdi. Zanaatkârlarla, siyasetçilerle, şairlerle, gençlerle konuşur; hep aynı türden sorular sorardı: Adalet nedir? Erdem öğretilebilir mi? Cesaret nedir? İyi yaşamak ne demektir? Karşısındakiler bu sözcükleri her gün kullanıyordu ama tanımlamaya kalkınca zorlanıyorlardı. Sokrates cevap dağıtmıyordu; soruyordu. Bu yüzden bazıları onu bilge, bazıları kışkırtıcı buldu.
Bu tavrın bir hikâyesi vardır. Platon'un Savunma metnine göre Sokrates'in arkadaşı Khairephon, Delphoi'deki tapınağa gidip kâhine «Sokrates'ten daha bilge biri var mı?» diye sormuş; kehanet «yok» diye cevap vermiş. Sokrates buna şaşırmış. Kendini bilge saymıyordu. Kehanetin ne demek istediğini anlamak için Atina'nın «bilgeler» diye tanınan kişilerini tek tek sorgulamaya başlamış. Vardığı sonuç şu olmuş: Karşısındakiler bilmediklerini bildiklerini sanıyordu, o ise en azından bilmediğini biliyordu. Bilgeliği bu küçük ama derin farktan ibaretti. Bu olayın tam olarak nasıl yaşandığını Platon'un anlatımı üzerinden biliyoruz; tarihçiler onun ne kadarının ayrıntı, ne kadarının edebî kurgu olduğunu tartışır.
Sokrates'in yöntemi kabaca şöyle işlerdi: Karşısındakine bir tanım sorar, verilen cevabı örneklerle sınar, cevabın kendi içinde ya da başka kabullerle çeliştiğini gösterir, sonra yeni bir tanım aranırdı. Çoğu diyalog kesin bir sonuca varmadan biter. Bunun adı aporia, yani «çıkmaz» hâlidir; ama Sokrates için çıkmaz bir yenilgi sayılmazdı. İnsan bilmediğini fark ettiğinde gerçekten öğrenmeye başlardı. Platon, Theaitetos adlı diyalogunda Sokrates'e annesinin mesleğini hatırlatan bir benzetme yaptırır: Kendisi bilgi doğurmaz, yalnızca karşısındakinin kafasındaki düşüncenin doğmasına yardım eder.
Bu yöntem herkesi memnun etmedi. Sorgulanan güçlüler küçük düşmüş hissetti, gençlerin bir kısmı da onu taklit edip yetişkinleri sorguya çekmeye başladı. Komedi yazarı Aristophanes, MÖ 423'te Bulutlar oyununda Sokrates'i, göklerle uğraşan ve zayıf sözü güçlü gösteren biri olarak sahneye çıkardı. Gerçek Sokrates'in böyle biri olmadığı kabul edilir; ama Platon'un aktardığına göre, yıllar sonra mahkemede bile bu eski önyargıdan söz etmek zorunda kalmıştır. Savaşın kaybedilmesi, kısa süreli Otuz Tiran yönetimi (MÖ 404–403) ve demokrasinin yeniden kurulması Atina'yı diken üstünde bir şehre çevirmişti. Tiranlar arasında Sokrates'in eski öğrencileriyle bağlantılı isimler vardı; şehir, sorgulayan yaşlı adama daha az hoşgörüyle bakmaya başladı.
MÖ 399'da Meletos, Anytos ve Lykon adlı yurttaşlar Sokrates'i mahkemeye verdi. Suçlama iki ana başlıktı: gençleri yoldan çıkarmak ve şehrin tanrılarını tanımayıp yeni tanrısal varlıklar getirmek. Yargılama, yüzlerce yurttaştan oluşan büyük bir jüri önünde yapıldı. Sokrates suçlu bulundu; oy farkının küçük olduğu aktarılır, kesin sayılar için kaynaklar farklı rakamlar verir. Cezayı belirleme aşamasında kendini kurtaracak bir af dilemek ya da sürgünü seçmek yerine, şehrin ona bir iyilik yapmış biri olarak nasıl davranması gerektiğini sorgulayan bir tavır takındığı anlatılır. Sonuç ölüm cezası oldu. Bir dinî şenlik nedeniyle infaz bir süre ertelendi; Sokrates bu sürede hapiste bekledi ve sonunda baldıran zehri içti. Bu son günler Platon'un Kriton ve Phaidon diyaloglarında ağır ve sakin bir dille anlatılır.
Yakın okuma / örnek
Platon'un Savunma (Apologia) metninde en çok alıntılanan cümle, Sokrates'in yargıçlara söylediği şu düşüncedir: sorgulanmamış hayat insana yaşamaya değmez. (Tam ifade çeviriye göre değişir.) Bu cümleyi iki türlü yanlış anlamak mümkündür. Birincisi, «Herkes sürekli felsefe yapsın, başka işi olmasın» diye anlamak. İkincisi, «Sorgulamak her şeyi yıkmaktır» diye düşünmek.
Bunun yerine şöyle okuyabiliriz: Sokrates, alışkanlıkla, kalabalığa uyarak ya da korkuyla yaşamanın karşısına bilinçli yaşamayı koyuyor. Ne için çalışıyorum? Neye adalet diyorum? Kimin sözüne neden güveniyorum? Bu sorular insanı huzursuz eder; ama Sokrates'e göre bu huzursuzluk, kendi hayatının sorumluluğunu almanın bedelidir. Kendini bir at sineğine benzeten ünlü benzetmesi de burada anlam kazanır: Şehir, iri ve biraz uyuşuk bir at gibidir; o ise onu uyandırmaya çalışan küçük bir sinektir. Bu benzetmeyi Platon'un metninde okuruz; kimseye hoş gelmeyecek bir görev tarifidir bu.
Yorum olarak şunu ekleyelim: Mahkemede Sokrates'in kendini savunma biçimi, yöntemiyle tutarlıdır. Jüriyi duygusal yalvarışlarla ikna etmeye çalışmaz; sorgulamaya devam eder. Bazıları bunu erdemli bir tutarlılık, bazıları gereksiz bir inatçılık olarak görmüştür. Bu da felsefenin kendisi kadar tartışmalı bir sorudur: İlkelerine bağlı kalmak mı önemlidir, hayatta kalmak mı?
Bir de Sokrates sorunu denen tartışma vardır. Elimizde onun kendi yazdığı tek satır yok; Platon, Ksenophon ve Aristophanes'in anlattıkları birbirinden farklı Sokrates'ler çiziyor. Bu yüzden «Sokrates gerçekte ne düşünüyordu?» sorusuna kesin cevap vermek zordur. Platon'un diyaloglarındaki Sokrates'in ne kadarının tarihî kişi, ne kadarının Platon'un sesi olduğu araştırmacılar arasında hâlâ tartışılır.
Sık karıştırılanlar
- «Sokrates bir kitap yazdı.» Hayır. Yazılı bir eseri günümüze ulaşmamıştır; bildiklerimiz öğrencilerinin ve çağdaşlarının anlatımlarına dayanır.
- «Sokrates hiçbir şey bilmediğini söyledi, demek ki bilgiye karşıydı.» Yanlış. Onun tavrı bilgiyi küçümsemek değil, sahte bilgiyi ayıklamaktır. Bilmediğini fark etmek, öğrenmenin ilk adımıdır.
- «Sokrates bir sofistti.» Yüzeyde benzeyebilirler; ikisi de söz ve tartışmayla uğraşır. Ancak sofistler genellikle ücret alarak öğretirdi; Sokrates ise ücret almadığını söyler ve amacın kazanmak değil hakikate yaklaşmak olduğunu savunurdu. Zaten çağdaşları arasında onu sofistlerle karıştıranlar vardı; bu, mahkemedeki önyargının bir parçasıydı.
- «Sokrates'i Atina halkı bilerek zulümle öldürdü, demokrasi kötüdür.» Bu fazla basit bir çıkarım. Yargılama dönemin hukuk düzeni içinde yapıldı ve savaş sonrası gerginlik gibi etkenler vardı. Bu olayı demokrasiyi tek cümleyle yargılamak için kullanmak yerine, çoğunluğun karşısında bireyin sorgulama hakkı gibi sorularla okumak daha verimlidir.
- «Diyalog yöntemi karşındakini yenmek içindir.» Sokrates'in amacı tartışmayı kazanmak değil, birlikte daha iyi bir anlayışa varmaktır. Yöntemin kötü kullanımı ise karşıdakini küçük düşürmeye dönüşebilir; bu da bize yöntemin nasıl kullanıldığının önemli olduğunu hatırlatır.
Kendini sına
- Sokrates'in yaşadığı dönemi şekillendiren, MÖ 431–404 arasında süren savaşın adı nedir?
- Delphoi kehanetine dair anlatı, Sokrates'i hangi sonuca götürmüştür?
- «Elenkhos» ile «maieutik» arasındaki farkı kendi cümlelerinle açıkla.
- Sokrates'e yöneltilen iki ana suçlama nedir ve yargılanma yılı hangisidir?
- «Sokrates sorunu» ne demektir ve neden ortaya çıkmıştır?
Cevaplar
- Peloponnesos Savaşı. Atina ile Sparta ve müttefikleri arasında yaşanmış, Atina'nın gücünü ve moralini büyük ölçüde aşındırmıştır.
- Kâhinin, Sokrates'ten daha bilge kimsenin olmadığını söylediği aktarılır. Sokrates bunu anlamak için bilge sayılanları sorgulamış ve kendi bilgeliğinin, bilmediğini bilmekten ibaret olduğu sonucuna varmıştır. (Anlatı Platon'un Savunma metnine dayanır.)
- Elenkhos, karşıdakinin görüşünü soru sorarak sınama ve çelişkilerini ortaya çıkarma tekniğidir. Maieutik ise Sokrates'in kendi işini ebeliğe benzetmesidir: bilgiyi kendisi vermez, karşıdakinin düşüncesinin doğmasına yardım eder.
- Gençleri yoldan çıkarmak ve şehrin tanrılarına inanmayıp yeni tanrısal varlıklar getirmek. Yargılanma yılı MÖ 399'dur.
- Sokrates hiçbir şey yazmadığı için onu Platon, Ksenophon ve Aristophanes gibi farklı kişilerin anlatımlarından tanırız. Bu anlatımlar birbirinden ayrıldığından, tarihî Sokrates'in gerçekte ne düşündüğü sorusu tartışmalıdır; buna Sokrates sorunu denir.
Bir sonraki derste, Sokrates'in bu sorularını devralıp bambaşka bir boyuta taşıyan öğrencisi Platon'la buluşacağız: Diyaloglardaki Sokrates, Platon'un elinde hangi büyük fikirlere dönüşüyor?
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol