🗣️ YDS / YÖKDİL İngilizce — Translation: English to Turkish
21 soru · her soruda ipucu ve çözüm · üyelik istemez
📝 Translation: English to Turkish testleri
Her test sabittir: aynı seviyeyi yeniden açtığında aynı sorular gelir, ilerlemeni kıyaslayabilirsin. 6 kolay, 8 orta, 5 zor soru.
📚 Translation: English to Turkish konu anlatımı
- Temel bilgiler
- Çözümlü örnek 1
- Çözümlü örnek 2
- Sık yapılan hatalar
- Sınavda nasıl sorulur?
Çeviri sorusu, bir cümleyi sözcük sözcük değil, yapısını çözerek Türkçeye aktarma becerisini ölçer. ÜDS ve KPDS tarzı sınavlarda bu soru tipi her sınavda yer alır. Doğru sonuç için sözcük bilgisi kadar özne, yüklem ve bağlaç ilişkisini görmek gerekir.
Temel bilgiler
- Önce yüklemi bul. Cümlenin ana fiilini ve öznesini belirle, sonra yan cümleleri bağla. Örnek: "The report that he submitted was rejected." (Sunduğu rapor reddedildi.) Ana yüklem "was rejected", "that he submitted" ise raporu niteler.
- Zaman ve kip korunur. Past, present perfect, modal gibi yapılar Türkçede karşılığını bulmalıdır. Örnek: "She must have left." (Ayrılmış olmalı.) "must have + V3" geçmişe dair çıkarımdır. "She must leave." ise "Ayrılmak zorunda." demektir.
- Edilgen yapı edilgen çevrilir. Örnek: "The bridge was built in 1990." (Köprü 1990'da yapıldı.)
- Bağlaçların anlamı ayırt edilir. "although / however / whereas" karşıtlık, "since / because" neden bildirir. Örnek: "Whereas prices rose, wages stayed the same." (Fiyatlar artarken ücretler aynı kaldı.)
- Sıfat yan cümleleri Türkçede öne gelir. Örnek: "The man who lives next door is a doctor." (Yan komşuda yaşayan adam bir doktordur.)
- If cümleleri tipine göre çevrilir. Örnek: "If he had studied, he would have passed." (Çalışmış olsaydı geçerdi.) "Çalışsaydı" ile "çalışmış olsaydı" gibi küçük farklar anlamı korumak için önemlidir.
- Çok anlamlı sözcüklerde bağlam belirler. Örnek: "He made a point of being on time." (Zamanında gelmeye özen gösterdi.) Burada "point" "nokta" değildir.
- Olumsuzluk ve sınırlama ifadeleri dikkat ister. "hardly, scarcely, barely, only, no sooner" gibi sözcükler anlamı değiştirir. Örnek: "Hardly anyone attended." (Neredeyse hiç kimse katılmadı.)
Çözümlü örnek 1
Soru: Translate into Turkish: "Had the government taken precautions earlier, the damage caused by the flood would have been much less severe."
Çözüm:
- "Had the government taken" ifadesi "If the government had taken" demektir. If atılmış ve "had" başa gelmiştir. Bu bir üçüncü tip koşul cümlesidir.
- "precautions earlier" yani "daha erken önlemler".
- "the damage caused by the flood" yani "selin neden olduğu zarar". "caused by" sıfat yan cümlesidir ve öne gelir.
- "would have been much less severe" yani "çok daha az ciddi olurdu".
Sonuç: "Hükûmet daha erken önlem almış olsaydı, selin neden olduğu zarar çok daha az ağır olurdu."
Denetim: Cümlede geçmişe dönük, gerçekleşmemiş bir koşul var. Türkçe çeviride "almış olsaydı ... olurdu" bunu korur.
Çözümlü örnek 2
Soru: Translate into Turkish: "Despite having been warned about the risks, many investors, who were attracted by high returns, continued to buy the shares."
Çözüm:
- "Despite having been warned about the risks" ifadesinde "despite" karşıtlık bildirir. "having been warned" edilgen ve önceden olmuş bir eylemdir: "riskler konusunda uyarılmış olmalarına rağmen".
- Ana cümle: "many investors ... continued to buy the shares". Yani "birçok yatırımcı hisseleri almayı sürdürdü".
- Araya giren "who were attracted by high returns" ifadesi "yüksek getirilerin cezbettiği" anlamına gelir ve yatırımcıları niteler.
Sonuç: "Riskler konusunda uyarılmış olmalarına rağmen, yüksek getirilerin cezbettiği birçok yatırımcı hisse senetlerini almayı sürdürdü."
Denetim: Karşıtlık, edilgenlik ve ana yüklem korunmuştur. Hiçbir bilgi eklenmemiş, eksik de kalmamıştır.
Sık yapılan hatalar
- Sözcük sözcük çevirmek. Hata: "make a decision" için "karar yapmak" demek. Doğrusu: "karar vermek".
- Edilgeni etken yapmak. Hata: "The suspect was arrested." için "Şüpheli tutukladı." Doğrusu: "Şüpheli tutuklandı."
- Yapı ve zaman farkını görmemek. Hata: "He should have called." için "Aramalı." Doğrusu: "Aramalıydı." (aramadı, bu bir eleştiridir)
- Bağlacın yönünü karıştırmak. Hata: "Although" ile başlayan cümleyi neden-sonuç gibi çevirmek. Doğrusu: "rağmen / -e karşın".
- Cümleye ekleme ya da çıkarma yapmak. Hata: metinde olmayan bir yorum eklemek ya da bir ifadeyi atlamak. Doğrusu: yalnız verilen bilgiyi aktarmak.
Sınavda nasıl sorulur?
- İngilizceden Türkçeye çeviri sorusu. Bir İngilizce cümle verilir, en uygun Türkçe karşılığı seçilir. Şıklar çoğunlukla zaman, bağlaç ya da olumsuzluk yönünden birbirinden ayrılır.
- Dikkat edilecekler. Önce İngilizce cümlenin yüklemini ve bağlacını bulun. Şıklarda bu ikisini kontrol edin. Sonra özneyi ve nesneyi doğrulayın.
- Eleme yolu. Zamanı ya da kipi uymayan şıkları hemen eleyin. Kalanlarda eksik ya da fazla bilgi arayın.
- Süre. Çeviri soruları uzun olabilir. Bir soruya yaklaşık 1,5 ila 2 dakika ayırın. Takıldığınız soruyu işaretleyip sonra dönün.
Bu anlatım yapay zekâ desteğiyle hazırlandı ve otomatik biçim denetiminden geçti; her satırı bir uzman okumadı. Yanlış ya da eskimiş bir bilgi görürsen bize yaz, düzeltelim.
🔎 Çözümlü örnek sorular
A) Because confidence in the certainty of scientific knowledge is a sign of science's success, the culture of constant questioning and reappraisal has undoubtedly been weakening.
B) Although confidence in the certainty of scientific knowledge may appear at first glance to be a sign of science's success, it may in fact indicate that the culture of constant questioning and reappraisal is weakening.
C) Although the culture of constant questioning and reappraisal appears to be weakening, confidence in the certainty of scientific knowledge proves that science has succeeded.
D) Confidence in the certainty of scientific knowledge may appear at first glance to be a sign of success, and it in fact shows that the culture of constant questioning is growing stronger.
E) At first glance, science's success may indicate that confidence in scientific knowledge and the culture of constant questioning are being weakened by reappraisal.
Cevabı ve çözümü göster
Doğru cevap: B
🧭 Bu soru neyi ölçüyor? 'İlk bakışta ... gibi görünse de' yapısı 'although it may appear ... at first glance' ile verilir. 'İşaret edebilir' belirsizlik bildirdiği için 'may signal/point to' kullanılır. Uzun cümlede özne, yüklem ve ilgi cümlelerinin (kültürün zayıfladığına) doğru bağlandığını kontrol et.
💡 Çözüm Doğru cevap: 'Although confidence in the certainty of scientific knowledge may appear at first glance to be a sign of science's success, it may in fact indicate that the culture of constant questioning and reappraisal is weakening.' Karşıtlık 'although', 'in fact' aslında, 'indicate that ... is weakening' zayıfladığına işaret etmektir. Çeldiriciler güveni başarının kanıtı olarak kesinleştirir, kültürün güçlendiğini söyler veya karşıtlığı kaldırır.
A) Ekonomistler, çevresel bozulmayı, ilke olarak piyasa mekanizmalarının özümseyeceğine güvenilebilecek bir dışsallıktan daha fazlası olarak ele almaya ancak yirminci yüzyılın ortalarında başladılar.
B) Yirminci yüzyılın ortalarına kadar ekonomistler, çevresel bozulmayı piyasa mekanizmalarının özümseyemeyeceği bir dışsallık olarak ele almışlardır.
C) Ekonomistler, çevresel bozulmanın piyasa mekanizmalarına güvenilerek çözülemeyeceğini yirminci yüzyılın ortalarından çok önce kabul etmişlerdir.
D) Piyasa mekanizmaları, yirminci yüzyılın ortalarında ekonomistlere çevresel bozulmayı bir dışsallıktan fazlası olarak ele almayı öğretmiştir.
E) Ekonomistler, yirminci yüzyılın ortalarından itibaren çevresel bozulmayı piyasa mekanizmalarının çözebileceği bir dışsallık olarak görmeyi bırakmışlardır.
Cevabı ve çözümü göster
Doğru cevap: A
🧭 Bu soru neyi ölçüyor? 'Not until ... did' yapısı 'ancak ... -dikten sonra / ... e kadar ... olmadı' anlamı verir; Türkçede genellikle 'ancak yirminci yüzyılın ortalarında' biçiminde çevrilir. Sondaki 'anything more than' ve 'be relied upon to' ifadelerini ayrı ayrı çöz; edilgen yapının öznesi 'piyasa mekanizmaları' değil, güvenilen şeydir.
💡 Çözüm Doğru cevap: 'Ekonomistler, çevresel bozulmayı, ilke olarak piyasa mekanizmalarının özümseyeceğine güvenilebilecek bir dışsallıktan daha fazlası olarak ele almaya ancak yirminci yüzyılın ortalarında başladılar.' 'Not until ... did ... begin' ancak ... başladı demektir; 'anything more than an externality' bir dışsallıktan fazlası. Çeldiriciler zamanı erkene çeker, 'ancak' anlamını kaybeder veya piyasa mekanizmalarına duyulan güveni ekonomistlere kaydırır.
YDS / YÖKDİL İngilizce konuları
Sorular ÖSYM çıkmış soruları değildir; sınavın konu dağılımı ve tarzı örnek alınarak özgün hazırlanmıştır. ← YDS / YÖKDİL ana sayfası