Hacim Kazandırma: Küre, Silindir ve Küp Gölgelemesi
Giriş
Kâğıda bir daire çizdiğinizde elinizde yalnızca bir halka vardır; düz, yassı bir şekil. Aynı daireye ışığın geldiği yönü düşünerek birkaç ton eklediğinizde ise o halka birden yuvarlanır, kâğıttan kopar ve elinize alabileceğiniz bir top gibi görünür. Bu derste yapacağımız şey tam olarak bu küçük büyüdür: düz bir şekle gölgelemeyle hacim kazandırmak.
Önceki derslerde çizgiyle şekil kurmayı ve kurşun kalemle tonları denemeyi çalıştık. Bugün bu iki beceriyi birleştiriyoruz: çizgiyle kurduğunuz şekle, ton basamaklarıyla üçüncü boyutu ekleyeceksiniz. Bir sonraki derste ise aynı formları perspektif kurallarıyla uzayın içine yerleştirmeye başlayacağız. Yani bugün formun kendisini, ardından formun mekândaki yerini öğreniyoruz.
Bunun bugünle bağı çok doğrudan: portre de çizseniz, bir elma da, bir bina da, gözün gördüğü her nesne aslında küre, silindir ve küp gibi basit formların birleşimine indirgenebilir. Bu üç formu gölgelemeyi öğrenen biri, karşısına çıkan hemen her nesnenin ışığını okuyabilir.
Bilmen gerekenler
Gölgelemenin dili, ışığın bir form üzerinde ayrıştırdığı bölgelerin adlarını bilmekle başlar. Aşağıdaki kavramlar küre için en açık görünür, ama silindir ve küpte de aynı mantıkla çalışır.
| Kavram | Ne demek? | Çizimde nasıl görünür? |
|---|---|---|
| Işık yönü | Işığın nesneye geldiği taraf | Çizime başlamadan önce kâğıdın kenarına küçük bir okla not edilir |
| En açık nokta (parlak vurgu) | Işığı en doğrudan alan yer | Kâğıdın beyazına en yakın bölge |
| Açık ve orta ton | Işığa dönük yüzeyin devamı | Hafif baskıyla yapılan açık griler |
| Çekirdek gölge | Yüzeyin ışıktan uzaklaşıp gölgeye döndüğü kuşak | Formun üzerindeki en koyu bant |
| Yansıyan ışık | Çevredeki yüzeylerden nesnenin gölgeli tarafına sıçrayan ışık | Gölgeli kenarda, çekirdek gölgeden bir miktar açık dar bir bant |
| Düşen gölge | Nesnenin zemine bıraktığı gölge | Nesnenin dibinde, ışığın tersi yönde uzanır |
Kalem seçimi için basit bir rehber yeterli: açık tonlar için HB, orta tonlar için 2B, koyu bölgeler için 4B ya da daha yumuşak bir kalem kullanabilirsiniz. Elinizde tek kalem varsa sorun değil; tonu kalemin sertliğinden çok elinizin baskısı belirler.
Anlatım
Hacmin sırrı şudur: gözümüz, ton değişimini biçim değişimi olarak okur. Yüzey ışığa doğru döndükçe açılır, ışıktan uzaklaştıkça koyulaşır. Eğri bir yüzeyde bu değişim yavaş ve kesintisizdir; düz bir yüzeyde ise tek bir sabit tonla görünür. Bu yüzden küre ile küp aynı ışığın altında bambaşka gölgeleme gerektirir.
Önce küreyle başlayalım, çünkü ton geçişini en güzel o gösterir. Hafif baskıyla bir daire çizin ve ışığın geldiği yönü, örneğin sol üst köşeyi, belirleyin. En açık noktayı bu tarafa, merkezin biraz dışına koyun ve kâğıdı orada beyaz bırakın. Ardından açık tondan başlayarak ışığın tersi yönde yavaşça koyulaşın. Çekirdek gölge, kürenin tam kenarında değil, kenara biraz kala başlar. Kenarın hemen yakınında ise yansıyan ışığın dar bandı için tonu bir miktar açın. Bu küçük açıklık, küreyi kâğıda yapışık değil, havada duran bir top gibi gösteren en önemli ayrıntılardan biridir.
Silindirde ton geçişi yalnızca bir yönde olur. Silindirin ekseni dikeyse, tonlar yatay doğrultuda değişir: bir yanda açık bölge, ortada orta ton, diğer yanda çekirdek gölge ve en kenarda yansıyan ışık. Dikkat edin, ton bantları silindirin ekseniyle paralel uzanır. Silindirin üst ve alt yüzünü ise yassı elipsler olarak çizersiniz. Üst yüz ışığa baktığı için genellikle yan yüzeyin açık tarafına yakın bir tonda kalır. Çizgi yönünüzü silindirin eksenine paralel tutarsanız yüzey düzgün ve pürüzsüz görünür.
Küp ise ilk ikisinden farklı bir mantıkla çalışır. Küpün yüzleri düzdür; dolayısıyla her yüz, ışığa göre kendi sabit tonunu taşır. Işık yukarıdan ve soldan geliyorsa üst yüz en açık, ışığa dönük yan yüz orta ton, diğer yan yüz en koyu olur. Burada yumuşak geçiş aramayın; yüzler arasındaki keskin ton farkı, küpün köşelerini ve açılarını net tutar. Tonların aralarındaki sınır, küpün kenarıdır. Küpte düşen gölge de keskin kenarlıdır, çünkü gölgeyi atan kenarlar da keskindir.
Son olarak düşen gölgeyi ekleyin. Bu gölge, ışığın tersi yönde zemine uzanır ve nesneyle zeminin temas ettiği noktada en koyudur. Nesneden uzaklaştıkça hafifçe açılır. Düşen gölgeyi atlarsanız form havada asılı kalır; ekleyince nesne zemine oturur. Böylece düz bir şekil, yalnızca birkaç ton ve bir gölgeyle kâğıdın üzerinde gerçek bir nesneye dönüşür.
Yakın okuma / örnek
Şimdi küreyi birlikte, adım adım yapalım. Işık sol üstten geliyor olsun.
- Adım 1, taslak: Hafif baskıyla bir daire çizin. Kenar çizgisini koyu çekmeyin; gölgeleme bittiğinde kenarı tonlar kuracak.
- Adım 2, ışık haritası: En açık noktayı sol üste, çekirdek gölgenin geleceği kuşağı sağ alta işaretleyin. Bu iki işaret, çizimin iskeletidir.
- Adım 3, orta tonlar: HB ile dairenin tamamına çok hafif bir ton verin, ama en açık noktayı boş bırakın. Küçük, daire biçimli kalem hareketleri, formun eğriliğini izlemenize yardımcı olur.
- Adım 4, koyulaşma: Katmanları üst üste ekleyerek ışıktan uzaklaşan tarafı yavaşça koyulaştırın. Tek hamlede koyu basmak yerine üç dört hafif katman tercih edin; geçiş böylece pürüzsüz olur.
- Adım 5, yansıyan ışık: Sağ alt kenarın hemen içinde dar bir bandı silgi ucuyla ya da baskıyı azaltarak biraz açın. Çekirdek gölge bu bandın hemen üstünde kalmalıdır.
- Adım 6, düşen gölge: Kürenin altına, ışığın tersi yönde bir elips biçimli gölge ekleyin ve temas noktasında en koyu hâle getirin.
Yorum: Bu altı adımın ortak fikri, ton sırasını bozmamaktır. Beyaza yakın bölgeden en koyu bölgeye giden yol kesintisiz olmalı; en koyu nokta çekirdek gölgede ve temas noktasında olmalı, yansıyan ışıkla kenar arasındaki bant ise o kadar koyu olmamalı. Bu sırayı koruduğunuzda aynı yöntemi silindire ve küpe uyarlamak yalnızca bantların yönünü değiştirmek demektir.
Sık karıştırılanlar
- Çekirdek gölge ile düşen gölge aynı şey değildir. Çekirdek gölge nesnenin kendi üzerindeki koyu kuşaktır; düşen gölge ise nesnenin zemine bıraktığı gölgedir.
- Yansıyan ışık, gölgeyi yok etmez. Yalnızca gölgeli tarafın kenarını bir miktar açar. Fazla açarsanız form düz görünür; hiç açmazsanız ağır ve boğuk kalır.
- Küpün yüzlerinde geçiş aramak yanlıştır. Düz yüzeyler sabit tonla verilir; yumuşak geçiş eğri yüzeylerin işidir.
- Kenar çizgisini koyu çekmek hacmi öldürür. Formun sınırını çizgi değil, ton farkı belirlemelidir.
- Işık yönü sürekli değişmemeli. Bir çizimde tek bir ışık kaynağı varsa, tüm gölgeler aynı yöne bakmalıdır.
Kendini sına
- Soru 1: Küre üzerinde çekirdek gölge hangi bölgededir ve en koyu yer neresidir?
- Soru 2: Yansıyan ışığın çizimdeki işlevi nedir?
- Soru 3: Silindirde ton bantları hangi doğrultuda uzanır?
- Soru 4: Küpün yüzleri neden yumuşak geçişle değil, sabit tonlarla gölgelenir?
- Soru 5: Düşen gölge çizimden çıkarılırsa form nasıl görünür ve gölge nesnenin neresinde en koyudur?
Cevaplar
- Cevap 1: Çekirdek gölge, yüzeyin ışıktan uzaklaşıp gölgeye döndüğü kuşaktır; kürenin ışığa ters tarafında, kenara biraz kala yer alır ve formun üzerindeki en koyu banttır.
- Cevap 2: Çevredeki yüzeylerden gelen ışığı temsil eder; gölgeli kenarı bir miktar açarak formun yuvarlaklığını ve havada durduğu hissini güçlendirir.
- Cevap 3: Silindirin eksenine paralel uzanır. Eksen dikeyse ton değişimi yatay doğrultuda, yani yandan yana gerçekleşir.
- Cevap 4: Küpün yüzleri düzdür ve her biri ışığa karşı sabit bir açıda durur; bu yüzden her yüz kendi sabit tonunu alır. Tonlar arasındaki keskin fark, kenarları ve köşeleri net gösterir.
- Cevap 5: Form zemine oturmamış, havada asılı gibi görünür. Düşen gölge, nesnenin zeminle temas ettiği noktada en koyudur ve uzaklaştıkça açılır.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol
İpucu: ← ve → tuşlarıyla dersler arasında geçebilirsin.