Kişilik, Sosyal Etki ve Ruh Sağlığı
Giriş
Psikoloji yolculuğumuzun son durağına geldik. Şimdiye kadar beynin nasıl çalıştığını, öğrenmeyi, belleği ve duyguları konuştuk. Bu derste en tanıdık soruyla karşılaşıyoruz: Ben kimim, başkaları beni nasıl etkiliyor ve iyi olmak ne demek? Bir arkadaş grubunda başka biri gibi davrandığınızı hiç fark ettiniz mi? Ya da 'bu kadar da yorulmamalıyım' deyip destek almayı ertelediğiniz oldu mu? Kişilik, sosyal etki ve ruh sağlığı, gündelik hayatın tam ortasında duran konulardır. Sosyal medyada gördüğümüz kişilik testlerinden iş yerindeki grup kararlarına, okuldaki akran baskısından zor günlerde yardım istemeye kadar hepsi bu dersin konusudur.
Bilmen gerekenler
Önce temel kavramları bir tabloda toplayalım. Sonra hikâyeye geçeceğiz.
| Kavram / Kişi | Kısaca anlamı |
|---|---|
| Kişilik | Bir insanın düşünme, hissetme ve davranma biçimindeki nispeten kalıcı örüntüler. |
| Psikanalitik yaklaşım (Freud) | Kişiliği büyük ölçüde bilinçdışı süreçler ve erken yaşantılarla açıklar. |
| Hümanist yaklaşım (Rogers, Maslow) | İnsanın gelişme ve kendini gerçekleştirme eğilimini vurgular. |
| Özellik yaklaşımı (Beş Faktör) | Kişiliği beş geniş boyutla ölçer: deneyime açıklık, sorumluluk, dışadönüklük, uyumluluk, duygusal dengesizlik (nörotisizm). |
| Uyma (konformite) | Grubun beklentisine uygun davranmak. Asch'in çizgi deneyleriyle ünlüdür. |
| İtaat | Bir otorite figürünün talimatına uymak. Milgram'ın deneyleriyle bilinir. |
| Ruh sağlığı | Yalnızca hastalığın olmaması değil, günlük hayatla başa çıkabilme, ilişki kurabilme ve iyi oluş hâli. |
Anlatım
Kişilik sözcüğü Türkçede gündelik dilde çoğu zaman 'karakter' anlamında kullanılır. Psikolojide ise daha yalın bir tanımı vardır: Bir insanı zaman içinde ve farklı durumlarda büyük ölçüde tanıyabilmemizi sağlayan düşünce, duygu ve davranış örüntüleri. 'Huyu' dediğimiz şey tam olarak budur. Bu örüntüleri açıklamak için farklı bakış açıları geliştirilmiştir ve hiçbiri tek başına her şeyi anlatmaz.
Sigmund Freud, yirminci yüzyılın başında kişiliği görünmeyen güçlerin sahnesi olarak düşündü. Ona göre çocukluk deneyimleri ve bilinçdışı çatışmalar yetişkin davranışını şekillendirir. Bugün Freud'un pek çok fikri bilimsel olarak tartışmalıdır. Yine de bilinçdışı düşünce ve erken yaşantıların önemi psikolojiyi derinden etkilemiştir. Carl Rogers ve Abraham Maslow ise farklı bir vurgu yaptı: İnsan yalnızca geçmişin ürünü değildir, kendini geliştirmeye yönelik bir eğilimi de vardır. Rogers'a göre kabul gören, yargılanmayan bir ortam bu gelişmeyi destekler.
Günümüz araştırmalarında en yaygın kullanılan çerçeve özellik yaklaşımıdır. Beş Faktör Modeli, kişiliği kategorilere ayırmak yerine boyutlar üzerinde bir konum olarak görür. Yani kimse 'içe dönük' ya da 'dışadönük' diye kesin bir kutuya girmez. Çoğumuz bu iki uç arasında bir yerdeyiz. Popüler testlerin bir kısmı bilimsel olarak ciddi biçimde sorgulanır. Bu yüzden internette çıkan bir sonucu kesin hüküm gibi okumamak gerekir.
Kişilik yalnızca içimizde yaşamaz, başkalarıyla temas ederek de şekillenir. Sosyal psikoloji burada devreye girer. Solomon Asch 1950'lerde bir deney yaptı. Katılımcılara çok net bir doğruyu gösteren çizgi karşılaştırmaları sordu. Grubun içindeki yardımcılar bilerek yanlış cevap verdiğinde, katılımcıların önemli bir kısmı en az bir kez gruba uydu. Stanley Milgram ise 1960'larda itaati inceledi. Katılımcıların şaşırtıcı biçimde büyük bölümü, bir otorite figürünün yönlendirmesiyle, kendilerine öğretilen sınırın ötesine geçti. Bu deneylerin sonuçları, 'ben asla böyle yapmam' düşüncesinin ne kadar kırılgan olabileceğini gösterir. Bu deneyler etik açıdan da tartışılır ve bugün aynı biçimde yapılamaz.
Grup içinde başka olaylar da görülür. İnsanlar bazen kalabalıkta sorumluluğu birbirine bırakır. Buna 'seyirci etkisi' denir. Ayrıca gruplar bazen uyumu korumak için eleştirel düşünmeyi bırakabilir. Ama toplumun etkisi yalnızca olumsuz değildir. Aynı sosyal bağlar destek, aidiyet ve güven de sağlar. Az sayıda kişinin ısrarlı ve tutarlı duruşu bazen tüm grubu değiştirebilir. Sosyal etki, bu yüzden iki yönlü bir kuvvettir.
Ruh sağlığı, bu bütünün en hassas parçasıdır. Sağlıklı olmak, hiç üzülmemek ya da hiç kaygı duymamak anlamına gelmez. Üzüntü, korku ve öfke insan olmanın parçasıdır. Sorun, bu duygular uzun sürdüğünde, yoğunlaştığında ve uyku, iş, okul ya da ilişkileri belirgin biçimde bozduğunda başlar. Ruh sağlığı bir çizgi gibi değil, bir yelpaze gibi düşünülmelidir. Zaman zaman herkes bu yelpazede yer değiştirir. Bunu bilmek, utancı azaltır ve yardım aramayı kolaylaştırır.
Yakın okuma / örnek
Asch deneyini bir sınıf sahnesi olarak hayal edelim. Öğretmen tahtaya üç çizgi çizmiş. Hangisinin örnek çizgiyle aynı uzunlukta olduğunu soruyor. Doğru cevap belli. Ama sizden önce konuşan beş kişi aynı yanlış cevabı veriyor. Sıra size geldiğinde içinizde iki ses konuşur: biri gözlerinize güven der, diğeri 'herkes yanılıyor olamaz' der.
Bu sahne bize şunu öğretir: Uyma çoğu zaman aptallıktan değil, dışlanma korkusundan ve 'belki ben yanılıyorumdur' şüphesinden doğar. Araştırmalar, grupta yalnızca bir kişi bile farklı bir cevap verdiğinde uymanın belirgin biçimde azaldığını gösterir. Yani bir destekçi bulmak, doğruyu söylemeyi kolaylaştırır. Bunu gündelik hayata taşıyabiliriz: Toplantıda, sınıfta ya da arkadaş ortamında farklı düşünüyorsanız, kendinize yakın bir ses aramak ya da başkasına destek olmak büyük fark yaratabilir.
Aynı mantık ruh sağlığı için de geçerlidir. Zor bir dönem geçiren biri, 'herkes idare ediyor, ben de idare etmeliyim' diye düşünüp sessiz kalabilir. Oysa yardım istemek zayıflık değil, tam tersine sorunu ciddiye almanın işaretidir. Ne zaman destek alınabileceğini bilmek de bu yüzden önemlidir. Şu işaretler bir uzmana danışmak için makul nedenlerdir:
- Üzüntü, kaygı ya da öfkenin iki haftadan uzun süre neredeyse her gün sürmesi.
- Uyku ve iştahta belirgin ve uzun süreli değişiklikler.
- Okul, iş ya da ilişkilerde işlevin gözle görülür biçimde düşmesi.
- Sevilen şeylerden zevk alamamak.
- Kendine zarar verme ya da yaşamına son verme düşünceleri. Bu durumda beklemeden acil yardım ya da yakın bir sağlık kuruluşu aranmalıdır.
Bu liste bir tanı aracı değildir. Yalnızca bir çerçeve sunar. Karar vermek için psikolog, psikiyatrist ya da aile hekimi gibi bir uzmanla konuşmak en doğrusudur. Türkiye'de acil durumlarda 112 aranabilir. Bunun dışında bir kişiye güvenerek konuşmak da ilk adım olabilir.
Sık karıştırılanlar
- Kişilik ile mizaç: Mizaç, doğuştan gelen ve daha çok biyolojik olan eğilimdir. Kişilik ise mizaç, deneyim ve çevrenin birlikte oluşturduğu daha geniş bir bütündür.
- Uyma ile itaat: Uyma, akranların (eşit konumdaki insanların) beklentisine uymaktır. İtaat, bir otoritenin talimatını yerine getirmektir.
- İçe dönüklük ile utangaçlık: İçe dönüklük, enerjiyi yalnız kalarak toplama eğilimidir. Utangaçlık ise sosyal ortamlarda yargılanma korkusudur. Biri diğerini gerektirmez.
- Ruh sağlığı sorunu ile 'zayıf karakter': Ruhsal zorlanmalar irade eksikliğinden değil, biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin birleşiminden doğar.
- Psikolog ile psikiyatrist: Psikolog genellikle psikoterapi ve değerlendirme yapar. Psikiyatrist ise tıp eğitimi almış bir hekimdir ve gerektiğinde ilaç yazabilir.
Kendini sına
- Kişiliği kısaca nasıl tanımlarsın?
- Freud'un yaklaşımı ile Rogers'ın yaklaşımı arasındaki temel vurgu farkı nedir?
- Asch'in deneylerinde uymayı azaltan önemli bir etken neydi?
- Uyma ile itaat arasındaki fark nedir?
- Ruhsal zorlanma hangi durumlarda bir uzmandan destek almayı düşündürür?
Cevaplar
- Kişilik, bir insanın düşünme, hissetme ve davranma biçimindeki nispeten kalıcı örüntüleridir.
- Freud bilinçdışı süreçleri ve erken yaşantıları öne çıkarır. Rogers ise insanın gelişme eğilimini ve kabul gören bir ortamın önemini vurgular.
- Grupta yanlış cevaba katılmayan, farklı düşünen bir kişinin bulunması uymayı belirgin biçimde azalttı.
- Uyma, akranların beklentisine uymaktır. İtaat, bir otoritenin talimatına uymaktır.
- Belirtiler uzun sürdüğünde, yoğunlaştığında ve uyku, okul, iş ya da ilişkileri belirgin biçimde bozduğunda. Kendine zarar verme düşüncesi varsa hemen acil yardım alınmalıdır.
Kapanış: Sekiz dersin kısa özeti
Sekiz ders boyunca psikolojiyi bir bilim olarak tanıdık. Davranışın hem biyolojik hem de çevresel kökleri olduğunu, öğrenmenin ve belleğin nasıl çalıştığını, duyguların düşünceyle nasıl iç içe geçtiğini gördük. Bu son derste ise kişiliğin ve toplumun bireyi nasıl şekillendirdiğini, ruh sağlığının da bu bütünün doğal bir parçası olduğunu konuştuk. Eğer tek bir fikir hatırlayacaksan şu olsun: İnsan davranışı tek bir nedenle açıklanmaz. Kendine ve başkalarına merakla, sabırla ve şefkatle bakmak, psikolojinin sana verdiği en değerli alışkanlıktır. Yolun açık olsun.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol