Öğrenme: Alışkanlıklar, Ödüller ve Gözlem
Giriş
Sabah telefonunun bildirim sesini duyunca elin kendiliğinden ekrana gider. Bir markanın reklam müziğini duyduğunda o ürünü hatırlarsın. Küçükken izlediğin birinin davranışını yıllar sonra kendinde fark edersin. Bunların hiçbiri sıradan bir tesadüf değil. Hepsi öğrenmenin izini taşır.
Psikolojide öğrenme, deneyim sonucunda davranışta ortaya çıkan nispeten kalıcı değişim demektir. Ders kitabı okumak bunun yalnızca küçük bir parçasıdır. Korkularımız, sevdiğimiz tatlar, alışkanlıklarımız ve iş yapış biçimlerimiz de büyük ölçüde öğrenilmiştir. Önceki derste insan zihninin ve davranışının temel yapı taşlarına bakmıştık. Bu derste o davranışların yaşam boyu nasıl şekillendiğini üç ana yolla inceleyeceğiz: klasik koşullanma, edimsel koşullanma ve gözlemle öğrenme. Sonraki derste (5/8 sonrası, kursun 6. dersi) bu temelin üzerine yeni bir konu ekleyeceğiz. Öğrenmenin nasıl işlediğini bilmek o konuyu da kolaylaştıracak.
Bilmen gerekenler
Önce kavramları ve kişileri tek bir tabloda toplayalım.
| Kavram / Kişi | Kısaca anlamı | Günlük örnek |
|---|---|---|
| Klasik koşullanma (Pavlov) | Nötr bir uyaran, doğal tepki doğuran bir uyaranla eşleşince aynı tepkiyi başlatır. | Diş hekimi matkabının sesinden ürpermek |
| Edimsel koşullanma (Thorndike, Skinner) | Davranış, sonuçlarına göre artar ya da azalır. | Ödev bitirince tatlı yemek |
| Pekiştireç | Kendinden önceki davranışın tekrarlanma olasılığını artıran sonuç | Övgü, para, rahatlama |
| Ceza | Davranışın tekrarlanma olasılığını azaltan sonuç | Trafik cezası |
| Sönme | Eşleşme ya da ödül kesilince öğrenilmiş tepkinin zayıflaması | Bildirimler kapanınca telefona bakmanın azalması |
| Gözlemle öğrenme (Bandura) | Başkalarını izleyerek ve sonuçlarını görerek öğrenme | Bir arkadaşının ödüllendirildiğini görüp aynısını denemek |
Bir ayrım hemen işine yarayacak: klasik koşullanmada organizma bir şey olmasını bekler, çoğu zaman istemsiz bir tepki verir. Edimsel koşullanmada ise organizma bir şey yapar ve sonucunu görür.
Anlatım
Hikâye, psikoloji laboratuvarında değil bir fizyoloji laboratuvarında başlar. Rus fizyolog Ivan Pavlov, köpeklerde sindirim sistemini incelerken ilginç bir şey fark etti. Köpekler yemek ağızlarına gelmeden önce de salya salgılıyordu. Yemeği getiren kişinin ayak sesi bile yetiyordu. Pavlov bunu deneysel olarak inceledi: yemekten önce bir ses uyaranı verdi ve bu eşleşmeyi tekrarladı. Zamanla köpekler yalnızca sesi duyunca salya salgılamaya başladı. Yemek koşulsuz uyaran, salya salgılamak koşulsuz tepki, ses ise başta nötr olan, sonra koşullu uyarana dönüşen şeydi. Kaynaklar deneylerde farklı sesli uyaranların kullanıldığını aktarır. Bu yüzden ille de bir zil demek doğru olmaz.
Klasik koşullanma yalnızca köpeklere özgü değil. 1920'de John B. Watson ile Rosalind Rayner, "Küçük Albert" adıyla bilinen bir bebekle bir deney yaptı. Bebeğe beyaz bir fare gösterilirken yüksek bir ses çıkarıldı ve bebek fareden korkmaya başladı. Korku benzer nesnelere de yayıldı. Buna genelleme denir. Bu deney duygusal tepkilerin de öğrenilebildiğini gösterdi. Ama bugün etik açıdan ağır biçimde eleştirilir ve benzeri yapılamaz. Psikolojideki etik kuralların neden var olduğunu anlamak için iyi bir örnektir.
Edimsel koşullanmanın kökünde Edward Thorndike vardır. Thorndike, kedileri bir bulmaca kutusuna koydu. Kediler kutudan çıkmayı deneme yanılmayla öğrendi. Çıkışı sağlayan hareketler zamanla pekişti. Buradan etki yasası çıktı: hoş sonuç doğuran davranışlar tekrarlanır, hoş olmayan sonuç doğuranlar azalır. Bu fikri sistemli hâle getiren isim B. F. Skinner oldu. Skinner, hayvanların kolu ya da tuşa basınca yiyecek aldığı kontrollü bir kutu düzeneği kullandı. Davranışın sonuçlarını değiştirince davranışın nasıl değiştiğini ölçtü.
Skinner'ın çizdiği çerçeveyi dört kutuda düşünmek yararlıdır. Olumlu pekiştirme, hoş bir şey eklemektir: çocuk odasını toplar, sevdiği bir etkinliğe katılır. Olumsuz pekiştirme, hoş olmayan bir şeyi kaldırmaktır: baş ağrısı ilaçla geçince ilaç almak daha da olası olur. Olumsuz pekiştirme ceza değildir, çünkü davranışı artırır. Olumlu ceza hoş olmayan bir şey eklemektir. Olumsuz ceza ise hoş bir şeyi almaktır. Skinner'ın vurguladığı bir başka nokta da ödülün ne sıklıkla verildiğidir. Ödül bazen verilir, bazen verilmezse davranış sönmeye karşı çok dirençli olur. Slot makineleri ve sürekli yenilenen bildirim akışlarının insanı ekrana bağlaması buna benzetilir. Bu ilişki, ilkenin günümüz teknolojisine yorumudur, tek başına kanıtlanmış bir sonuç gibi sunulmamalıdır.
Öğrenmenin üçüncü yolu için deneme yanılmaya bile gerek yoktur. Albert Bandura, 1960'lardaki ünlü "Bobo bebek" deneylerinde çocuklara bir yetişkinin şişme bir bebeğe saldırışını izletti. Sonra çocukları oyun odasına aldı. Saldırganlığı izleyen çocuklar, izlemeyenlere göre benzer hareketleri daha sık yaptı. Bandura'ya göre insan izleyerek, model alarak ve modelin başına gelenleri görerek öğrenir. Ayrıca bir davranışı öğrenmek ile onu sergilemek aynı şey değildir. Bilgi sende durur, ama davranışı sergileyip sergilemeyeceğin beklediğin sonuca bağlıdır.
Yakın okuma / örnek
Somut bir alışkanlığı üç bakışla çözelim: akşam eve gelince telefonu eline alıp kaydırmak.
- Klasik koşullanma gözüyle: Bildirim sesi, çoğu zaman ilginç bir mesajla ya da haberle eşleşmiştir. Ses artık tek başına merak ve heyecan uyandırır. Ses koşullu uyarandır, heyecan koşullu tepkidir.
- Edimsel koşullanma gözüyle: Ekranı açmak bazen ilginç bir sonuç verir, bazen vermez. Bu düzensiz ödül davranışı güçlendirir. Ayrıca sıkıntıdan kurtulmak olumsuz pekiştirme işlevi görür.
- Gözlemle öğrenme gözüyle: Evde herkes yemek sırasında telefona bakıyorsa bunu normal bir davranış olarak öğrenirsin.
Şimdi değişim tarafına bakalım. Bu ilkelerden pratik ipuçları çıkar. Alışkanlığın ipucunu değiştir: telefonu yatak odasında şarja tak, böylece tetikleyici ortadan kalkar. Ödülü hemen ver: bir alışkanlık ne kadar çabuk ödüllenirse o kadar iyi yerleşir. Yeni davranış için küçük başla ve her adımı kutla. Eski davranışın işlevini karşılayan bir yedek bul: sıkıntı için telefon yerine kısa bir yürüyüş gibi. Ceza yerine pekiştirmeyi tercih et. Ceza davranışı bastırabilir ama yerine ne yapılacağını öğretmez. Bir de şu var: alışkanlığın kaç günde oluştuğuna dair kesin tek bir sayı yoktur. "21 günde alışkanlık" sözü yaygındır, ama bilimsel dayanağı zayıftır. Süre kişiye ve davranışa göre değişir.
Sık karıştırılanlar
- Olumsuz pekiştirme ile ceza: Olumsuz pekiştirme davranışı artırır, çünkü hoş olmayan bir şeyi ortadan kaldırır. Ceza ise davranışı azaltmayı hedefler.
- Olumlu ve olumsuz kelimeleri iyi ve kötü sanmak: Burada "olumlu" eklemek, "olumsuz" çıkarmak anlamına gelir. Değer yargısı taşımaz.
- Klasik ve edimsel koşullanmayı karıştırmak: Klasik koşullanmada tepki uyaranın ardından gelir ve genellikle istemsizdir. Edimsel koşullanmada davranış isteklidir ve sonuçlarıyla şekillenir.
- Sönmeyi unutmakla eşitlemek: Sönen tepki bir süre sonra kendiliğinden geri gelebilir. Bu yüzden eski alışkanlıklar dinlenmiş gibi görünüp yeniden ortaya çıkabilir. Yani öğrenilen tamamen silinmez, üstüne yeni bir öğrenme eklenir.
- Gözlemle öğrenmeyi taklitle bir saymak: Gözlem, bilgiyi edinmektir. Taklit ise davranışı yapmaktır. Bir davranışı gördüğün hâlde hiç yapmayabilirsin.
Kendini sına
- Pavlov'un deneyinde koşullu uyaran neydi?
- Baş ağrısını geçirmek için ilaç almak hangi süreçle açıklanır?
- Ödülün bazen verilip bazen verilmemesi, davranışın sönmesine karşı direnci nasıl etkiler?
- Bandura'nın Bobo bebek deneyi hangi öğrenme türünü gösterir?
- Bir alışkanlığı değiştirmek isteyen biri için, bu derste öğrendiğin ilkelere dayanan iki öneri say.
Cevaplar
- Başta nötr olan, sonra yemekle eşleşerek salya salgılatan ses uyaranı.
- Olumsuz pekiştirme. Hoş olmayan durum (ağrı) ortadan kalktığı için ilaç alma davranışı artar.
- Direnç artar. Düzensiz ödül, davranışın ödül kesilse bile uzun süre sürmesine yol açabilir.
- Gözlemle öğrenme (model alma). Çocuklar izledikleri davranışı sonradan benzer şekilde sergiledi.
- Örneğin tetikleyici ipucunu ortamdan kaldırmak ve yeni davranışı hemen ödüllendirmek. Eski davranışın işlevini karşılayan bir yedek davranış bulmak da olur.
Bu derste öğrenmenin üç temel yolunu gördün: eşleşme, sonuç ve gözlem. İnsan davranışı bu üçünün bir arada işlemesiyle biçimlenir. Bir sonraki derste bu bilgiyi yanına alarak yola devam edeceğiz.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol