Restoranda Şikayet ve Hesap Ödeme (Complaints & Paying the Bill)
Tahmini süre: 10 dk
Bir önceki derste restoranda masa istemeyi, menüyü sormayı ve yemek siparişi vermeyi öğrendin. Ancak her yemek istediğin gibi gelmeyebilir: çorba soğuk olabilir, yanlış yemek gelebilir ya da hesapta bir hata olabilir. Bu derste sorunu kibar bir dille anlatmayı, hesabı istemeyi ve nasıl ödeyeceğini söylemeyi çalışacağız. Böylece restoran konusunu baştan sona tamamlamış olacaksın.
Bu derste ne öğreneceksin?
- Yemekle ilgili küçük bir sorunu kibar ve sakin bir şekilde garsona bildirmeyi.
- Could you ...? ve Can I have ...? kalıplarıyla nazik rica cümleleri kurmayı.
- too + sıfat (too salty, too cold) yapısıyla bir şeyin “fazla” olduğunu söylemeyi.
- Hesabı istemeyi, hesabı bölmeyi ve nakit ya da kartla ödeyeceğini belirtmeyi.
Kelimeler
| İngilizce | Okunuşu | Türkçesi |
|---|---|---|
| bill | bil | hesap (İngiltere) |
| check | çek | hesap (Amerika) |
| waiter / waitress | ueytır / ueytrıs | garson (erkek / kadın) |
| cold | kould | soğuk |
| salty | soltı | tuzlu |
| dirty | dörtı | kirli |
| wrong | rong | yanlış |
| mistake | mısteyk | hata |
| order | ordır | sipariş / sipariş vermek |
| pay | pey | ödemek |
| cash | keş | nakit |
| credit card | kredit kard | kredi kartı |
| receipt | risiit | fiş, makbuz |
| change | çeynç | para üstü |
| tip | tip | garsona bırakılan para |
| split the bill | split dı bil | hesabı bölmek |
| manager | menıcır | müdür, sorumlu |
Dil bilgisi / kalıp
1. Garsonun dikkatini çekmek
Sorunu anlatmadan önce kibarca seslen. İngilizcede doğrudan “Garson!” diye bağırmak kaba kaçar.
Excuse me + ...
Excuse me, there is a problem with my food. (Affedersiniz, yemeğimle ilgili bir sorun var.)
2. Sorunu yumuşak bir dille söylemek
İngilizler ve Amerikalılar şikâyet ederken genellikle cümleye I'm sorry, but ... ile başlar. Özür dilemek zorunda değilsin, bu sadece kibarlık için kullanılır.
I'm sorry, but + özne + is/are + sıfat
I'm sorry, but my soup is cold. (Kusura bakmayın ama çorbam soğuk.)
3. “Fazla” demek: too + sıfat
too + sıfat = gereğinden fazla, istenmeyecek kadar.
The steak is too salty. (Et fazla tuzlu.)
Dikkat: very salty sadece “çok tuzlu” demektir, sorun olduğunu tam anlatmaz. Şikâyet ederken too daha doğrudur.
4. Yanlış sipariş: I ordered ..., but this is ...
I ordered + yemek, but this is + başka yemek
I ordered chicken, but this is fish. (Tavuk sipariş ettim ama bu balık.)
Burada ordered, “order” fiilinin geçmiş zaman hâlidir.
5. Kibar rica: Could you ...? / Can I have ...?
Could you + fiil + ..., please?
Can I have + isim + ..., please?
Could you bring me a new fork, please? (Bana yeni bir çatal getirebilir misiniz lütfen?)
Can I have the bill, please? (Hesabı alabilir miyim lütfen?)
6. Ödeme şekli
I'd like to pay + by card / in cash
Kartla ödemede by, nakitte in kullanılır. Türkçede ikisinde de “-la / -le” ekini kullandığımız için bu fark kolayca karıştırılır.
Türkçeyle farkı: Türkçede “Hesap lütfen” ya da sadece “Hesabı alalım” demek yeterlidir. İngilizcede ise soru kalıbı (Can I have ...?, Could you ...?) ve please kelimesi çok önemlidir; bunlar olmadan cümle emir gibi duyulur.
Örnek cümleler
1. Excuse me, my soup is cold.
Affedersiniz, çorbam soğuk.
2. I'm sorry, but this glass is dirty.
Kusura bakmayın ama bu kadeh / bu bardak kirli.
3. The pasta is too salty for me.
Makarna benim için fazla tuzlu.
4. I ordered a salad, but this is soup.
Salata sipariş ettim ama bu çorba.
5. Could you bring me a clean fork, please?
Bana temiz bir çatal getirebilir misiniz lütfen?
6. Could you check my order, please?
Siparişimi kontrol edebilir misiniz lütfen?
7. Can I have the bill, please?
Hesabı alabilir miyim lütfen?
8. I think there is a mistake in the bill.
Sanırım hesapta bir hata var.
9. Can we split the bill, please?
Hesabı bölebilir miyiz lütfen?
10. I'd like to pay by card.
Kartla ödemek istiyorum.
11. Can I pay in cash?
Nakit ödeyebilir miyim?
12. Keep the change, thank you.
Üstü kalsın, teşekkür ederim.
13. Could I have a receipt, please?
Fiş alabilir miyim lütfen?
Diyalog
A (Müşteri): Excuse me!
Affedersiniz!
B (Garson): Yes, how can I help you?
Evet, size nasıl yardımcı olabilirim?
A: I'm sorry, but I ordered chicken, and this is fish.
Kusura bakmayın ama tavuk sipariş etmiştim, bu ise balık.
B: Oh, I'm very sorry. That's our mistake.
Ah, çok özür dilerim. Bu bizim hatamız.
A: No problem. Also, my soup is a bit too cold.
Sorun değil. Ayrıca çorbam biraz fazla soğuk.
B: I'll bring you a hot soup and your chicken right away.
Size hemen sıcak bir çorba ve tavuğunuzu getiriyorum.
A: Thank you very much.
Çok teşekkür ederim.
B: Here you are. Enjoy your meal.
Buyurun. Afiyet olsun.
A: It was delicious. Can I have the bill, please?
Çok lezzetliydi. Hesabı alabilir miyim lütfen?
B: Of course. How would you like to pay?
Tabii. Nasıl ödemek istersiniz?
A: By card, please. And could I have a receipt?
Kartla lütfen. Bir de fiş alabilir miyim?
B: Sure. Here is your receipt. Have a nice evening!
Elbette. Fişiniz burada. İyi akşamlar!
Türklerin sık yaptığı hatalar
- Yanlış: Give me the bill. Doğru: Can I have the bill, please?
“Give me” emir gibi duyulur; rica kalıbı kullan. - Yanlış: I want to pay with cash. Doğru: I'd like to pay in cash.
Nakit için in cash, kart için by card denir. I want yerine I'd like daha kibardır. - Yanlış: Can I have the account, please? Doğru: Can I have the bill / the check, please?
Türkçedeki “hesap” kelimesini account diye çevirme; account banka hesabı demektir. - Yanlış: The food is very salty, I can't eat it. Doğru: The food is too salty, I can't eat it.
Bir şey sorun yaratacak kadar fazlaysa too kullan. - Yanlış: Keep the rest. Doğru: Keep the change.
“Üstü kalsın” için kalıp ifade Keep the change'dir.
Alıştırma
1. Boşluğu doldur: I'd like to pay ___ card.
2. Boşluğu doldur: Excuse me, the soup is ___ cold. I can't eat it.
3. Boşluğu doldur: ___ you bring me a new glass, please?
4. Doğru şıkkı seç: Hesabı istemenin en kibar yolu hangisidir?
a) Bill! b) Give me the bill. c) Can I have the bill, please?
5. Doğru şıkkı seç: Can I pay ___ cash?
a) by b) in c) with
6. Doğru şıkkı seç: “Üstü kalsın” demek için hangisini kullanırsın?
a) Keep the change. b) Keep the rest. c) Keep the tip.
7. İngilizceye çevir: Makarna sipariş ettim ama bu pizza.
8. İngilizceye çevir: Hesabı bölebilir miyiz lütfen?
Cevap Anahtarı
- 1. by
- 2. too
- 3. Could (Can da kabul edilir)
- 4. c) Can I have the bill, please?
- 5. b) in
- 6. a) Keep the change.
- 7. I ordered pasta, but this is pizza.
- 8. Can we split the bill, please?
Telaffuz ipucu
- receipt kelimesindeki p harfi okunmaz. “risiipt” değil, “risiit” şeklinde söylenir.
- bill kelimesindeki “i” kısadır: “bil”. Uzatıp “biil” dersen beer (bira) kelimesine benzeyebilir, dikkat et.
- Could you hızlı konuşmada birleşir ve “kucu” gibi duyulur. Cümlenin sonundaki please kelimesini yumuşak ve hafif yükselen bir tonla söylersen rican daha kibar duyulur.
Sıradaki ders: Artık restoranda sipariş verip bir sorunu çözebiliyor ve hesabı rahatça ödeyebiliyorsun. Bir sonraki derste restorandan çıkıp hastaneye geçiyoruz: kendini nasıl hissettiğini anlatmayı ve doktorla konuşurken gereken temel ifadeleri öğreneceksin. Bu dersteki Could you ...? kalıbı orada da çok işine yarayacak.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol