Uçakta ve Gümrükte İletişim (On the Plane & Customs)
Bir önceki derste havalimanında check-in yapma, bilet ve bagaj işlemleriyle ilgili temel kelimeleri öğrenmiştik. Bu derste artık uçağa bindiğini ve kabin ekibiyle konuştuğunu, ardından varış ülkesinde gümrük memuruyla iletişim kurduğunu hayal edeceğiz. Bir sonraki derste ise otele giriş yaparken kullanacağın cümleleri öğreneceksin, bu yüzden bu dersteki nazik rica kalıpları orada da işine yarayacak.
Bu derste ne öğreneceksin?
- Uçakta kabin memurundan bir şey istemek için nazik cümleler kurmayı
- Gümrük memurunun sorduğu tipik soruları anlamayı ve cevap vermeyi
- "Could you...?" kalıbıyla nazik rica cümleleri yapmayı
- Uçak ve gümrükle ilgili en az 12 yeni kelimeyi
Kelimeler
| İngilizce | Okunuşu | Türkçesi |
|---|---|---|
| seat belt | sit belt | emniyet kemeri |
| tray table | trey teybıl | yemek tepsisi masası |
| flight attendant | flayt ıtendınt | kabin memuru |
| window seat | vindov sit | pencere kenarı koltuk |
| aisle seat | ayl sit | koridor kenarı koltuk |
| blanket | blenkıt | battaniye |
| headphones | hedfonz | kulaklık |
| emergency exit | imörcınsi eksit | acil çıkış |
| turbulence | törbyulıns | türbülans, sarsıntı |
| passport | pasport | pasaport |
| customs officer | kastımz ofisır | gümrük memuru |
| declare | dikler | beyan etmek |
| purpose of visit | pörpıs ov vizit | ziyaret amacı |
| luggage | lagıc | bagaj |
| duty-free | dyuti fri | gümrüksüz (mağaza) |
Dil bilgisi / kalıp
Nazik rica etmek için:
Could you + (please) + fiil (yalın hâl) + ...?
Türkçede rica ederken genellikle emir kipi kullanırız: "Bana bir battaniye getir." İngilizcede ise bunu doğrudan söylemek kaba kaçar. Bunun yerine "Could you...?" ile başlarız, bu bize "...-ebilir misiniz?" anlamı verir ve çok daha naziktir.
Örnek: Could you bring me a blanket, please? (Bana bir battaniye getirebilir misiniz, lütfen?)
Gümrükte sorulan sorular için:
What is the purpose of your visit? / How long are you staying?
"How long are you staying?" cümlesinde "be + fiil-ing" yapısı kullanılır (am/is/are + staying). Bu yapı normalde "şu an yapılan iş" için kullanılsa da, planlanmış yakın gelecek olaylarını anlatmak için de kullanılır. Türkçede bu ayrımı yapmayız, biz sadece "Ne kadar kalacaksınız?" deriz.
Örnek cümleler
Could you bring me a blanket, please?
Bana bir battaniye getirebilir misiniz, lütfen?
Can I have a window seat?
Pencere kenarı bir koltuk alabilir miyim?
Excuse me, where is the emergency exit?
Affedersiniz, acil çıkış nerede?
Please fasten your seat belt.
Lütfen emniyet kemerinizi bağlayın.
What is the purpose of your visit?
Ziyaretinizin amacı nedir?
I am here for business.
Buraya iş için geldim.
How long are you staying?
Ne kadar süre kalacaksınız?
I am staying for two weeks.
İki hafta kalacağım.
Do you have anything to declare?
Beyan edecek bir şeyiniz var mı?
No, I don't have anything to declare.
Hayır, beyan edecek bir şeyim yok.
Here is my passport and boarding pass.
İşte pasaportum ve biniş kartım.
The flight attendant is very helpful.
Kabin memuru çok yardımsever.
Diyalog
Uçakta
- A: Excuse me, could you help me?
Affedersiniz, bana yardım edebilir misiniz? - B: Of course. What do you need?
Tabii ki. Neye ihtiyacınız var? - A: Could I have a blanket, please?
Bir battaniye alabilir miyim, lütfen? - B: Sure, here you are.
Tabii, buyurun. - A: Thank you. Also, can I have some water?
Teşekkürler. Ayrıca biraz su alabilir miyim? - B: Of course, I'll bring it right away.
Tabii, hemen getiriyorum.
Gümrükte
- B: Good morning. Can I see your passport?
Günaydın. Pasaportunuzu görebilir miyim? - A: Here you are.
Buyurun. - B: What is the purpose of your visit?
Ziyaretinizin amacı nedir? - A: I'm here on holiday.
Buraya tatil için geldim. - B: How long are you staying?
Ne kadar süre kalacaksınız? - A: I'm staying for one week.
Bir hafta kalacağım. - B: Do you have anything to declare?
Beyan edecek bir şeyiniz var mı? - A: No, nothing to declare.
Hayır, beyan edecek bir şeyim yok. - B: Welcome to the country!
Ülkeye hoş geldiniz!
Türklerin sık yaptığı hatalar
- Yanlış: "Give me water." -> Doğru: "Could you bring me some water, please?" Türkçede rica ederken doğrudan emir kipi kullanılır, ama İngilizcede bu kaba kaçar; "Could you...?" ile başlamak gerekir.
- Yanlış: "What is your visit purpose?" -> Doğru: "What is the purpose of your visit?" Kelime sırası Türkçedeki gibi değil, İngilizcede "purpose of your visit" şeklinde kurulur.
- Yanlış: "I stay two weeks." -> Doğru: "I am staying for two weeks." Süre belirtirken "for" kullanılmalı ve gelecek plan için "am staying" (be + -ing) tercih edilir.
- Yanlış: "I have anything to declare." (olumsuz anlamda) -> Doğru: "I don't have anything to declare." veya "I have nothing to declare." "Anything" sadece soru ve olumsuz cümlelerde kullanılır, olumlu cümlede "something" gerekir.
- Yanlış: Sadece "Passport." demek -> Doğru: "Here is my passport." Tek kelimeyle cevap vermek yerine tam cümle kurmak daha nazik ve anlaşılırdır.
Alıştırma
- Boşluk doldur: Could you ______ me a blanket, please? (bring / take)
- Çevir: "Ziyaretinizin amacı nedir?"
- Doğru şıkkı seç: I ___ staying for two weeks. (am / is / are)
- Boşluk doldur: Do you have anything to ______? (declare / declaration)
- Çevir: "Please fasten your seat belt."
- Doğru şıkkı seç: Excuse me, ______ you help me? (Could / Does)
- Boşluk doldur: I'm here ______ business. (for / to)
- Çevir: "Beyan edecek bir şeyim yok."
Cevap Anahtarı
- bring
- What is the purpose of your visit?
- am
- declare
- Lütfen emniyet kemerinizi bağlayın.
- Could
- for
- I don't have anything to declare. (veya: I have nothing to declare.)
Telaffuz ipucu
- "Could" kelimesindeki "l" harfi okunmaz; "kûd" gibi telaffuz edilir.
- "Declare" kelimesinde vurgu ikinci hecededir: di-KLER.
- "Purpose" kelimesi "pör-pıs" şeklinde okunur, sondaki "e" sessizdir.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol