Restoranda Sipariş Verme (Ordering Food at a Restaurant)

Tahmini süre: 10 dk

Önceki derslerde havalimanında ve otelde işlerini nasıl halledeceğini gördün. Artık bavulunu odana bıraktın ve acıktın! Bu derste bir restorana girip masaya oturmayı, menüyü anlamayı, yemek ve içecek siparişi vermeyi ve sonunda hesabı istemeyi öğreneceksin. Burada öğrendiğin kibar rica kalıpları (Could I…?, I'd like…) bir sonraki derste de işine yarayacak. Hastanede ya da eczanede yardım isterken de aynı nazik yapıları kullanacaksın.

Bu derste ne öğreneceksin?

  • Restorana girince masa istemeyi ve kaç kişi olduğunuzu söylemeyi
  • Menüdeki temel bölümleri (başlangıç, ana yemek, tatlı, içecekler) anlamayı
  • I'd like…, Could I have…? ve Can I get…? kalıplarıyla kibarca sipariş vermeyi
  • Özel isteklerini söylemeyi (acısız, etsiz vb.) ve hesabı istemeyi

Kelimeler

İngilizceOkunuşuTürkçesi
menumenyumenü
waiter / waitressueytır / ueytrısgarson (erkek / kadın)
tableteybılmasa
reservationrezırveyşınrezervasyon
starterstartırbaşlangıç, ara sıcak
main coursemeyn korsana yemek
dessertdizörttatlı
drinkdrinkiçecek
wateruotırsu
orderordırsipariş; sipariş vermek
spicyspaysiacı, baharatlı
vegetarianvecıteryınvejetaryen
billbilhesap (fiş)
tiptipgarsona bırakılan para
fork / knife / spoonfork / nayf / spuunçatal / bıçak / kaşık
deliciousdiliş'ısçok lezzetli

Dil bilgisi / kalıp

Restoranda en çok üç kalıba ihtiyacın var. Hepsi kibar rica bildirir:

  • I'd like + isim → I'd like a salad. (Bir salata istiyorum.) I'd like, I would like ifadesinin kısaltmasıdır ve "istiyorum" demenin kibar yoludur.
  • Could I have + isim + please? → Could I have the menu, please? (Menüyü alabilir miyim, lütfen?) En kibar ve en güvenli kalıptır.
  • Can I get + isim + please? → Can I get a coffee, please? (Bir kahve alabilir miyim?) Daha günlük bir kalıptır, özellikle kafelerde duyulur.

Garsonun sana soracağı sorular da genelde kalıplıdır:

  • Are you ready to order? → Sipariş vermeye hazır mısınız?
  • What would you like to drink? → Ne içmek istersiniz?
  • Anything else? → Başka bir şey?

Türkçeyle farkı: Türkçede "Bir çay!" ya da "Bana bir köfte" demek normaldir. İngilizcede ise yalnızca yemeğin adını söylemek ya da Give me… (Bana ver) demek kaba bulunabilir. Bu yüzden cümleni bir kalıbın içine koy ve sonuna please ekle. Ayrıca İngilizcede tek bir şey isterken isimden önce a/an kullanılır: a tea, an orange juice. Su gibi sayılamayan şeylerde some ya da a bottle of (bir şişe) denir: some water, a bottle of water.

Örnek cümleler

  • A table for two, please.
    İki kişilik bir masa, lütfen.
  • We have a reservation for eight o'clock.
    Saat sekiz için rezervasyonumuz var.
  • Could I have the menu, please?
    Menüyü alabilir miyim, lütfen?
  • I'd like the chicken soup as a starter.
    Başlangıç olarak tavuk çorbası istiyorum.
  • For the main course, I'd like the fish.
    Ana yemek olarak balık istiyorum.
  • Is this dish spicy?
    Bu yemek acı mı?
  • I'm vegetarian. Do you have any dishes without meat?
    Ben vejetaryenim. Etsiz yemekleriniz var mı?
  • Can I get a bottle of water, please?
    Bir şişe su alabilir miyim, lütfen?
  • What do you recommend?
    Ne tavsiye edersiniz?
  • Could we have the bill, please?
    Hesabı alabilir miyiz, lütfen?
  • The food was delicious, thank you.
    Yemek çok lezzetliydi, teşekkürler.
  • Can I pay by card?
    Kartla ödeyebilir miyim?

Diyalog

A (Garson): Good evening! How many people?
İyi akşamlar! Kaç kişisiniz?

B (Müşteri): Good evening. A table for two, please.
İyi akşamlar. İki kişilik bir masa, lütfen.

A: Please follow me. Here is the menu.
Lütfen beni takip edin. Buyurun menü.

B: Thank you. What do you recommend?
Teşekkürler. Ne tavsiye edersiniz?

A: The grilled fish is very good today.
Izgara balık bugün çok güzel.

B: Is it spicy?
Acı mı?

A: No, it isn't.
Hayır, değil.

B: Great. I'd like the grilled fish, please.
Harika. Izgara balık istiyorum, lütfen.

A: And what would you like to drink?
Peki ne içmek istersiniz?

B: Could I have a bottle of water and an orange juice?
Bir şişe su ve bir portakal suyu alabilir miyim?

A: Of course. Anything else?
Tabii. Başka bir şey?

B: No, that's all. Thank you.
Hayır, bu kadar. Teşekkürler.

Türklerin sık yaptığı hatalar

  • Yanlış: We are two. → Doğru: A table for two, please.
    "İki kişiyiz" cümlesini kelimesi kelimesine çevirmek anlaşılır ama doğal değildir.
  • Yanlış: Give me a coffee. → Doğru: Could I have a coffee, please?
    Türkçedeki "Bana bir kahve" İngilizcede emir gibi duyulur.
  • Yanlış: The account, please. → Doğru: The bill, please.
    "Hesap" kelimesi restoranda account değil, bill olur. (Amerikan İngilizcesinde check da denir.)
  • Yanlış: I want one water. → Doğru: I'd like a bottle of water.
    Su sayılamaz. a bottle of ya da a glass of (bir bardak) ile kullanılır.
  • Yanlış: The food is very delicious. → Doğru: The food is delicious. ya da The food is really good.
    Delicious zaten "çok lezzetli" demektir. Önüne very koymak pek doğal değildir.

Alıştırma

  • 1. Boşluğu doldur: A table ___ three, please.
  • 2. Boşluğu doldur: I'd ___ the chicken, please.
  • 3. Doğru şıkkı seç: Restoranda hesabı isterken hangisini söylersin?
    a) The account, please. b) The bill, please. c) The money, please.
  • 4. Doğru şıkkı seç: Could I have ___ orange juice?
    a) a b) an c) some of
  • 5. Çevir (Türkçe → İngilizce): Menüyü alabilir miyim, lütfen?
  • 6. Çevir (Türkçe → İngilizce): Bu yemek acı mı?
  • 7. Çevir (İngilizce → Türkçe): What do you recommend?
  • 8. Doğru şıkkı seç: Garson Anything else? diye sordu. Başka bir şey istemiyorsun. Ne dersin?
    a) No, that's all. b) Yes, I am. c) Give me the bill.

Cevap Anahtarı

  • 1. for
  • 2. like
  • 3. b) The bill, please.
  • 4. b) an (orange sesli harfle başladığı için)
  • 5. Could I have the menu, please?
  • 6. Is this dish spicy?
  • 7. Ne tavsiye edersiniz?
  • 8. a) No, that's all.

Telaffuz ipucu

  • I'd like hızlı konuşmada "ayd layk" gibi tek parça söylenir. Buradaki d sesi çok hafiftir ama tamamen atma. Yoksa I like (severim) gibi duyulur ve anlam değişir.
  • Could I birleşerek "kud ay" yerine "kuday" gibi okunur. Could kelimesindeki l harfi hiç okunmaz.
  • dessert (tatlı) ile desert (çöl) kelimelerini karıştırma. dessert "dizört" diye okunur ve vurgu ikinci hecededir. desert ise "dezırt" diye okunur ve vurgu ilk hecededir. Restoranda vurguyu sona koyarsan doğru anlaşılırsın.

Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol