Roma'nın Yükselişi ve Çöküşü: Cumhuriyetten İmparatorluğa
Giriş
Bir şehir efsanesiyle başlayan Roma, bir gün Akdeniz'in tamamını, Britanya'dan Mezopotamya'ya kadar uzanan toprakları yöneten bir imparatorluğa dönüştü. Bu, insanlık tarihinin en uzun soluklu siyasi başarı hikâyelerinden biridir; Roma yaklaşık bin yıl boyunca -önce cumhuriyet, sonra imparatorluk olarak- varlığını sürdürdü. Bugün kullandığımız hukuk sistemlerinin temelleri, takvimimiz, aylarımızın isimleri, Latin alfabesi ve hatta parlamento fikri Roma'dan miras kaldı. 'Bütün yollar Roma'ya çıkar' sözü boşuna söylenmemiştir: Roma sadece bir devlet değil, bir uygarlık modeliydi. Onun yükselişini ve çöküşünü anlamak, güçlü devletlerin nasıl kurulduğunu ve neden yıkıldığını anlamak için hâlâ en çarpıcı örneklerden biridir.
Bilmen gerekenler
| Kavram/Kişi | Açıklama |
|---|---|
| Cumhuriyet (Res Publica) | MÖ 509'dan itibaren Roma'nın krallık yerine senato ve seçilmiş yöneticilerle yönetildiği dönem |
| Senato | Zengin ve soylu ailelerden oluşan, devlet politikasını belirleyen danışma ve karar organı |
| Jül Sezar | Cumhuriyetin son döneminde güç kazanan, MÖ 44'te öldürülen komutan ve siyasetçi |
| Augustus (Octavianus) | Sezar'ın vârisi; MÖ 27'de ilk Roma imparatoru unvanını alan kişi |
| Pax Romana | Augustus sonrası yaklaşık iki yüzyıl süren, imparatorluk genelinde görece barış ve istikrar dönemi |
| Roma Hukuku | Yazılı kanunlara, sözleşme ve mülkiyet ilkelerine dayanan; bugünkü birçok hukuk sisteminin temeli |
| Batı Roma'nın Çöküşü | MS 476'da son Batı Roma imparatorunun tahttan indirilmesiyle simgeleşen süreç |
Anlatım
Roma'nın hikâyesi bir efsaneyle başlar: Romulus ve Remus adlı ikizlerin şehri kurduğu anlatılır. Ancak tarihsel olarak bildiğimiz kesin şey, Roma'nın önce krallıkla yönetildiği, sonra MÖ 509 civarında halkın krallığa son verip cumhuriyeti kurduğudur. Cumhuriyet döneminde iktidar tek bir kişide değil, senatoda ve her yıl seçilen konsüllerde toplanıyordu. Bu sistem, Roma'nın gücünü giderek artırmasını sağladı; önce İtalya yarımadasını, sonra Kartaca ile yapılan uzun ve yıkıcı Pön Savaşları'nın ardından Akdeniz'in batısını, ardından Yunanistan ve Doğu Akdeniz'i ele geçirdi.
Ama büyüme, cumhuriyetin kendi içinde çatlaklar yaratmaya başladı. Genişleyen topraklar, zenginleşen komutanlar ve orduya bağlı generaller, senatonun kontrolünü zorlamaya başladı. MÖ 1. yüzyılda Roma, art arda iç savaşlarla sarsıldı. Bu kargaşanın içinden Jül Sezar gibi güçlü liderler yükseldi. Sezar, Galya'yı fethetmesiyle ün kazandı, ardından Roma'ya yürüyüp fiilen tek adam hâline geldi. Ancak MÖ 44'te, cumhuriyeti korumak isteyen senatörler tarafından öldürüldü. Bu suikast cumhuriyeti kurtarmadı, tam tersine yeni bir iç savaş dönemini başlattı.
Bu kaostan galip çıkan, Sezar'ın evlatlık oğlu Octavianus oldu. MÖ 27'de senato ona 'Augustus' (yüce, kutsal) unvanını verdi ve o, fiilen Roma'nın ilk imparatoru hâline geldi -üstelik cumhuriyetin kurumlarını tamamen ortadan kaldırmadan, biçimsel olarak koruyarak. Augustus'un iktidarıyla başlayan dönem, 'Pax Romana' yani Roma Barışı olarak anılır. Yaklaşık iki asır süren bu dönemde imparatorluk sınırları genişledi, ticaret, yollar, su kemerleri ve şehir mimarisi gelişti. İmparatorluk, farklı halkları -Mısırlıları, Galyalıları, Yunanları, Yahudileri- tek bir yönetim çatısı altında topladı.
Ancak hiçbir imparatorluk sonsuza dek büyümez. MS 3. yüzyıldan itibaren Roma, art arda krizlerle boğuştu: sık sık el değiştiren tahtlar, ekonomik sıkıntılar, sınırlardaki baskılar. İmparator Diocletianus, yönetimi kolaylaştırmak için imparatorluğu doğu ve batı olmak üzere iki idari parçaya böldü. Bu bölünme zamanla kalıcı hâle geldi; Doğu Roma (sonradan Bizans olarak anılacak) İstanbul merkezli olarak devam ederken, Batı Roma giderek zayıfladı.
Batı Roma'nın çöküşünün tek bir nedeni yoktur; tarihçiler bu konuda hâlâ tartışır. Sınır boyundaki halkların -Gotlar, Vandallar, Hunlar gibi- baskısı, ekonomik zorluklar, ordunun giderek paralı askerlere bağımlı hâle gelmesi, iç siyasi istikrarsızlık ve yönetimin merkezden uzaklaşması bir arada etkili oldu. Sonunda MS 476'da, Cermen kökenli bir komutan olan Odoacer, son Batı Roma imparatorunu tahttan indirdi. Bu tarih, geleneksel olarak Batı Roma'nın sonu ve Avrupa'da Orta Çağ'ın başlangıcı sayılır. Doğu Roma ise bin yıl daha, 1453'e kadar varlığını sürdürdü.
Yakın okuma / örnek
Roma'nın mirasını anlamak için hukuk alanına bakmak öğreticidir. Roma, tarihte ilk kez yazılı, sistematik bir hukuk anlayışı geliştiren uygarlıklardan biriydi. MÖ 5. yüzyılda oluşturulan On İki Levha Kanunları, halkın hangi kurallara tabi olduğunu herkesin görebileceği şekilde açıkça yazıya döktü; bu, keyfi yönetime karşı önemli bir adımdı. Daha sonraki yüzyıllarda Roma hukukçuları, mülkiyet, sözleşme, miras ve tazminat gibi konularda ayrıntılı ilkeler geliştirdiler. Bu birikim, MS 6. yüzyılda Doğu Roma İmparatoru Iustinianus döneminde derlenerek düzenli bir hukuk külliyatı hâline getirildi. Bu külliyat, yüzyıllar sonra Avrupa üniversitelerinde yeniden incelendi ve modern Kıta Avrupası hukuk sistemlerinin (Fransa, Almanya, İtalya ve dolayısıyla birçok ülkenin hukukunun) temel taşlarından biri oldu. Yani bugün bir sözleşmenin bağlayıcı olması gerektiği ya da mülkiyet hakkının tanımlanma biçimi gibi çok temel hukuki fikirlerin kökeninde, iki bin yıl önce Roma'da şekillenmiş ilkeler vardır. Bu örnek bize şunu gösterir: bir imparatorluk siyasi olarak çökse bile, geliştirdiği fikirler ve kurumlar çok daha uzun ömürlü olabilir.
Sık karıştırılanlar
- Roma Cumhuriyeti ile Roma İmparatorluğu aynı şey değildir: Cumhuriyet, senato ve seçilmiş yöneticilerle yönetilen dönemdir (MÖ 509-27); İmparatorluk ise Augustus'tan itibaren tek adam yönetimine dayanan dönemdir.
- Jül Sezar hiçbir zaman resmî olarak 'imparator' unvanı taşımadı: O bir diktatör ve komutandı; ilk imparator unvanını alan kişi vârisi Augustus'tur.
- Batı Roma'nın çöküşü, Roma uygarlığının tamamen yok olması anlamına gelmez: Doğu Roma (Bizans) bin yıl daha varlığını sürdürdü ve Roma mirasını taşımaya devam etti.
- Pax Romana 'savaşsız bir dönem' demek değildir: Sınırlarda çatışmalar sürdü; kastedilen, imparatorluğun iç kesimlerindeki görece istikrar ve düzendir.
- 'Roma bir günde çökmedi' sözü gerçeği yansıtır: Çöküş, tek bir olayla değil, yüzyıllara yayılan yavaş bir zayıflama süreciyle gerçekleşti.
Kendini sına
- Roma Cumhuriyeti hangi yıl civarında kurulmuştur ve öncesinde Roma nasıl yönetiliyordu?
- Jül Sezar'ın öldürülmesinin ardından neden cumhuriyet kurtarılamadı?
- Augustus'un unvanı ve iktidara geliş şekli neden önemlidir?
- 'Pax Romana' terimi neyi ifade eder?
- Batı Roma'nın çöküşünde etkili olan başlıca faktörlerden en az ikisini sayınız.
Cevaplar
- Roma Cumhuriyeti MÖ 509 civarında kurulmuştur; öncesinde Roma bir krallık tarafından yönetiliyordu.
- Çünkü suikast, iktidar boşluğunu ve güç mücadelesini ortadan kaldırmadı; tam tersine yeni bir iç savaş dönemini tetikledi ve sonunda tek adam yönetimine giden yolu açtı.
- Augustus, senato tarafından verilen 'yüce' anlamındaki bu unvanla, cumhuriyetin biçimsel kurumlarını koruyarak fiilen tek adam yönetimine geçişi sağladı; bu, imparatorluğun başlangıcı kabul edilir.
- Augustus sonrası yaklaşık iki yüzyıl süren, imparatorluğun iç kesimlerinde görece barış, istikrar ve gelişmenin yaşandığı dönemi ifade eder.
- Sınır halklarının baskısı, ekonomik sıkıntılar, ordunun paralı askerlere bağımlı hâle gelmesi ve iç siyasi istikrarsızlık gibi etkenler sayılabilir.
Bir önceki derste Yunan uygarlığının felsefe, demokrasi ve bilim alanındaki mirasını incelemiştik; Roma da bu Yunan mirasını devraldı, ona kendi hukuk ve yönetim anlayışını ekledi. Bir sonraki derste ise Roma'nın çöküşünün ardından Avrupa'da ve dünyanın başka bölgelerinde ortaya çıkan Orta Çağ dünyasına, yeni güç dengelerine ve inanç sistemlerine bakacağız.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol