Aydınlanma'dan Romantizme: Goethe ve Faust

Bir önceki dersimizde Aydınlanma Çağı'nın akıl ışığında insanın kendi kaderini eline aldığını görmüştük; şimdi o ışığın yanına bir de alevin, tutkunun, hırsın ve şeytanla pazarlığın hikâyesini ekliyoruz. Bu ders, Alman edebiyatının ve belki de tüm dünya edebiyatının en büyük eserlerinden birine, Johann Wolfgang von Goethe'nin Faust'una ayrılmıştır.

Giriş

18. yüzyılın sonunda Avrupa'da tuhaf bir dönemeç yaşanıyordu. Aydınlanma düşünürleri aklı, bilimi ve mantığı öve öve bitiremezken, yeni bir kuşak sormaya başlamıştı: Peki ya duygularımız? Ya içimizdeki huzursuzluk, doyumsuzluk, sonsuzluk özlemi? İşte bu soruların cevabını arayan akım, Almanya'da önce Sturm und Drang (Fırtına ve Coşku) adıyla filizlendi, sonra Avrupa'ya yayılan Romantizme dönüştü. Goethe, bu geçişin tam ortasında duran, hem Aydınlanma'nın akılcılığını hem Romantizm'in tutkusunu içinde taşıyan bir yazardı. Faust adlı eseri de tam bu yüzden özeldir: Eser, bilgiye susamış bir bilginin, dünyadaki tüm bilgiyi tükettiği hâlde tatmin olamayışını, bu doyumsuzluk yüzünden şeytanla anlaşma yapışını anlatır. Bugün hâlâ "Faustyen anlaşma" dediğimizde, kısa vadeli bir kazanç için ruhunu, değerlerini ya da geleceğini satan insanı kastederiz. Bir bilim insanının etik sınırları aşarak sonuç almaya çalışması, bir girişimcinin her şeyi göze alarak başarıya koşması, hatta bir öğrencinin kısa yoldan not almak için hile yapması bile, aslında küçük ölçekte birer Faust hikâyesidir. Bu yüzden Goethe'nin eseri iki asır sonra bile bize kendimizi anlatır.

Bilmen gerekenler

Kavram / KişiAçıklama
Johann Wolfgang von Goethe1749-1832 yılları arasında yaşamış Alman yazar, şair, bilim insanı ve devlet adamı. Faust'u gençliğinde yazmaya başlamış, ölümünden kısa süre önce tamamlamıştır.
FaustGoethe'nin başyapıtı; iki bölümden oluşan, manzum (şiir biçiminde) yazılmış bir oyun (dram).
MephistophelesEserdeki şeytan figürü; Faust'a dünyevi zevkleri sunarak onun ruhunu almaya çalışır.
Sturm und Drang"Fırtına ve Coşku" akımı; akla karşı duyguyu, kurala karşı bireysel tutkuyu öne çıkaran Alman edebiyat hareketi.
Romantizm18. yüzyıl sonu - 19. yüzyılda Avrupa'da yayılan; duygu, hayal gücü, doğa ve bireysellik vurgusu yapan sanat akımı.
Faustyen anlaşmaKısa vadeli kazanç için ahlaki ya da manevi bir bedel ödemeyi kabul etmeyi anlatan deyim.

Anlatım

Goethe'nin hayatı, tek başına bir dönem panoraması gibidir. 1749'da Frankfurt'ta doğmuş, hukuk eğitimi almış, ama asıl tutkusu her zaman edebiyat, doğa bilimleri ve sanat olmuştur. Gençlik yıllarında Sturm und Drang akımının en ateşli isimlerinden biriydi; "Genç Werther'in Acıları" adlı romanıyla Avrupa'yı sarsmış, aşkın ve umutsuzluğun bu denli yoğun anlatılabileceğini göstermişti. Ancak Goethe zamanla olgunlaştı, İtalya'ya yaptığı seyahatler ve klasik sanatla tanışması onu daha dengeli, aklı da reddetmeyen bir sanatçıya dönüştürdü. Faust işte bu uzun olgunlaşma sürecinin meyvesidir: Eserin ilk taslakları 1770'lerde yazılmaya başlanmış, ama Goethe eseri ancak ölümünden bir yıl önce, 1831'de tamamlayabilmiştir. Yani Faust, bir yazarın neredeyse tüm hayatını içine sığdırdığı bir eserdir.

Peki hikâye ne anlatır? Faust, yaşlı bir bilgindir; tıp, felsefe, hukuk, teoloji... aklın ulaşabileceği her alanda derinlemesine bilgi sahibi olmuştur. Ama tüm bu bilgi ona mutluluk getirmemiştir; tam tersine, hayatının anlamsız geçtiğini düşünerek derin bir bunalıma düşer. Tam bu umutsuzluk anında karşısına Mephistopheles çıkar ve ona bir teklifte bulunur: Dünyada ona istediği her zevki, her deneyimi yaşatacaktır; karşılığında ise Faust'un ruhunu isteyecektir. Faust bu teklifi kabul eder, ama ilginç bir şart koyar: Eğer hayatında bir an gelir de o ana "Dur, ne kadar güzelsin!" derse, o anda ruhunu Mephistopheles'e teslim edecektir. Bu şart aslında derin bir insanlık halini yansıtır: Faust, tatmin olmayı, doyuma ulaşmayı bir yenilgi gibi görür; onun için asıl değerli olan sürekli arayış, sürekli çabadır.

Eserin birinci bölümünde Faust, Mephistopheles'in rehberliğinde dünyevi zevklere dalar; bu bölümün en trajik kısmı, genç Gretchen (Margarete) ile yaşadığı aşk hikâyesidir. Faust, Gretchen'i baştan çıkarır, bu ilişki yüzünden Gretchen'in ailesi büyük bir yıkıma uğrar ve Gretchen sonunda çok ağır bir bedel öder. Bu bölüm, Goethe'nin insan tutkusunun hem yaratıcı hem yıkıcı gücünü nasıl ustaca işlediğini gösterir. İkinci bölüm ise çok daha simgesel ve felsefidir; Faust artık bireysel zevklerin ötesine geçip, insanlığa fayda sağlayacak büyük işler peşine düşer. Eserin sonunda Faust, bir toprağı bataklıktan kurtarıp insanlar için yaşanabilir hâle getirme projesine girişir ve bu ortak iyilik için çalışırken, hayatında ilk kez gerçek bir tatmin anı yaşar. İşte tam bu anda "Dur, ne kadar güzelsin!" der. Ama Goethe burada şaşırtıcı bir final sunar: Faust'un ruhu, sürekli çabalamış olması, hiçbir zaman tembelliğe teslim olmaması nedeniyle kurtuluşa erer. Mesaj açıktır: Önemli olan hata yapmak değil, aramaktan vazgeçmemektir.

Faust'un edebiyat tarihindeki yeri de bu yüzden çok özeldir. Eser, Aydınlanma'nın akılcı bilgi arayışı ile Romantizm'in duygu ve tutku vurgusunu aynı potada eritir. Faust bir yandan akademik bilgiye susamış bir Aydınlanma insanıdır, öte yandan akıl onu tatmin etmediği için duygusal ve tinsel deneyime yönelen bir Romantik kahramandır. Goethe, bu iki büyük düşünce akımını bir insan karakterinde birleştirerek, dönemin ruhunu en iyi yansıtan eserlerden birini yaratmıştır.

Yakın okuma / örnek

Eserin en çok tartışılan sahnelerinden biri, Faust'un çalışma odasında geçen açılış bölümüdür. Faust, raflarındaki kitaplara, aletlere, yıllarca biriktirdiği bilgiye bakarken derin bir çaresizlik duyar. Kendi kendine, "Tüm bu bilgiye rağmen hâlâ hiçbir şey bilmediğimi anlıyorum" der gibi bir ruh hâlindedir. Bu sahne önemlidir, çünkü Goethe burada Aydınlanma'nın en temel vaadini sorgular: Bilgi, gerçekten mutluluk getirir mi? Faust'un bilgisi ne kadar artarsa, hayatının anlamına dair sorusu o kadar derinleşir. Bu, günümüzde de tanıdık bir duygudur; bilgiye, teknolojiye, imkânlara bu denli kolay eriştiğimiz bir çağda bile, "peki şimdi ne oldu?" sorusunu kendimize sormaktan kurtulamayız. Goethe, iki asır önce bu evrensel huzursuzluğu Faust karakterinde ölümsüzleştirmiştir.

Sık karıştırılanlar

  • Faust bir roman değil, manzum bir dramdır; yani şiir biçiminde yazılmış bir tiyatro oyunudur.
  • Mephistopheles ile Hristiyan geleneğindeki "Şeytan" kavramı benzer olsa da, Goethe'nin Mephistopheles'i daha alaycı, felsefi tartışmalara giren, hatta bazen sempatik bulunabilecek bir karakterdir.
  • Faust'un birinci ve ikinci bölümü çok farklı üsluplara sahiptir; birinci bölüm daha kişisel ve dramatik, ikinci bölüm ise daha simgesel ve felsefidir.
  • Sturm und Drang ile Romantizm aynı akım değildir; Sturm und Drang, Romantizm'in Almanya'daki habercisi sayılabilecek daha erken bir harekettir.
  • "Faustyen anlaşma" deyimi, sadece "şeytanla anlaşma yapmak" anlamına gelmez; asıl vurgu, kısa vadeli kazanç uğruna uzun vadeli, geri dönüşü olmayan bir bedel ödemeyi kabul etmektir.

Kendini sına

  1. Goethe'nin Faust'u tamamlaması ne kadar sürmüştür?
  2. Faust, Mephistopheles ile yaptığı anlaşmada nasıl bir şart koyar?
  3. Sturm und Drang akımının temel vurgusu nedir?
  4. Gretchen (Margarete) hikâyesi eserin hangi bölümünde geçer ve neyi simgeler?
  5. Faust'un ruhu neden kurtuluşa erer?

Cevaplar

  1. Goethe, eseri gençliğinde yazmaya başlamış, ancak ölümünden kısa bir süre önce, 1831'de tamamlayabilmiştir; yani neredeyse tüm hayatına yayılan bir çalışmadır.
  2. Faust, hayatında bir ana "Dur, ne kadar güzelsin!" dediği anda ruhunu Mephistopheles'e teslim edeceğini şart koşar; bu, tatmin olmanın onun için bir tür yenilgi sayılacağını gösterir.
  3. Sturm und Drang, akla karşı duyguyu, kurala karşı bireysel tutkuyu ve coşkuyu öne çıkarır.
  4. Gretchen hikâyesi eserin birinci bölümünde geçer ve Faust'un tutkusunun hem kendisi hem çevresindekiler için yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini simgeler.
  5. Faust'un ruhu, sürekli çabalamış ve aramaktan hiçbir zaman vazgeçmemiş olması nedeniyle kurtuluşa erer; Goethe'ye göre önemli olan hata yapmamak değil, çabayı sürdürmektir.

Bir sonraki dersimizde Romantizm'in coşkusundan bambaşka bir topraklara, Rus edebiyatının derinliklerine ineceğiz ve insan ruhunun karanlık köşelerini didik didik eden Dostoyevski'yle tanışacağız.

Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol